HABER ARŞİVİ

Bankaları değil çocukları koruyun

Bu kriz bankaları, plazaları, zengin sermayedarları değil ama çocukları vurdu. Çocuklar ağladı gizli gizli. Çocuklar aileleriyle işsizliği, fakirliği paylaştı.

Ekonomik kriz son yıllarda en çok konuştuğumuz konuların başında geliyor. Bir yanda işini kaybedenler, borç ve taksitlerini ödeyemeyenler, satış yapamayan esnaf ve icra dairelerinde sıraya giren alacak dosyaları.. Bütün bu ortamda kriz hane halkının gelirine olumsuz yansıdı.  Çocukların bakım, eğitim ve sağlık harcamalarını vurdu. Gıda harcamalarında düşüş yaşandı. Okula giden çocukları daha fazla yoksulluğun pençesine itti.

Şimdi kredi kuruluşları, not arttırımları, yabancı sermaye girişi veya karı konuşuluyor. Oysa asıl konuşulması gereken krizde çocuklarımız neler yaşadı. Aile içi huzursuzluk ve yoksulluğun acısını küçük yüreklerinde nasıl sakladılar. Bu kriz bankaları, plazaları, zengin sermayedarları değil ama çocukları vurdu. Çocuklar ağladı gizli gizli. Çocuklar aileleriyle işsizliği fakirliği paylaştı.
Sosyal güvenlik kuruluşları, hükümet yetkilileri ve sivil toplum kuruluşlarının krizden çocukları koruyacak politikaları hiç olmadı. İktidarın krizden çocukları koruyacak politikaları yok. 2001 krizinde de yoktu.
Moodys'in Türkiye'nin notunu arttırması genel olarak bir ülke ekonomisinin gücüne işaret edebilir. Her kesim konuya kendi açısından bakarak krizin teğet geçip geçmediği konusundaki görüşünü anlatıyor.
Reel sektör kuruluşları, sanayici ve esnaf temsilcileri krizin teğet geçmediğini bilakis delip geçtiğini ifade ederken bankacılar not arttırımından da karlı geçen kriz günlerinden de çok memnun görünüyor. Krizin tüm Türkiye'yi değil de bankacılık sektörünü teğet geçtiği konusunda birleşiyorlar.

İktisatçılar krizin yoksul ve çalışan kesimler için işsizlik ve artan yoksulluk anlamına geleceğini söylüyor. Bunun Türkiye'yi etkilememesinin olanaksızlığı üzerinde birleşiyor. Hükümetse henüz endişelenecek bir durum olmadığı görüşünde.

Reel sektör kan kaybetti, istihdam azaldı.

TOBB Kadın Girişimci Kurulu Başkanı Aynur Bektaş:

Teğet demek için hayalci olmak lazım

?Teğet geçti demek için gerçekten hayalci olmak lazım. Geçmedi. Niye geçmedi? Şu anda yatırım yok. İşsizlik aynen devam ediyor. Yatırım için kaynak lazım.Piyasanın güveni hâlâ düzelmedi. Reel sektör güven endeksi hâlâ ekside. Yatırımı gerektirecek bir durum yok. Yani teğet geçmesi söz konusu değil. Ama finans sektörü zarar görmediği için çöküntü olmadı. Yoksa reel sektör çok fazla zarar gördü. Reel sektör yatırımlarının önünü açmadıktan sonra hiçbir şekilde bir iyileşmeden sözedemeyiz. İhracata bağlı firmalarda yurtdışındaki ihracat pazarlarının açılmasıyla bir hareketlilik gözleniyor olsa da fiyatlar son derece düşük. İşsizlik Türkiye?nin önünde bir yanardağ gibi duruyor. Bu sorunun çözülmesi için reel sektörün yatırıma yönlendirilmesi lazım. Çünkü devletin yatırımları belli ölçüde zayıf kalıyor. Reel sektör yatırım yapmazsa iyileşme nasıl olacak??

İSO Meclis Başkanı Erdal Bahçıvan:

Türkiye güçlenerek çıkabilirdi ama olmadı

?Global krizin Türkiye?yi teğet geçip geçmediğinin yanıtı nereden baktığınıza bağlı. Bankacıysanız durum çok farklı.

Bankacı olsaydım vereceğim yanıt, ?son yılların en kârlı dönemini geçirdik? olurdu. Ama sanayici boyutundan ve işini kaybedenler açısından baktığınız zaman teğet kelimesi hafif kalıyor. Bunu sektör sektör analiz etmek gerek. Küçülmenin gösterdiği rakam çok hoş değil. Eğer yüzde 6.5 bir küçülmeyle 2009?u kapatacaksak bu hoş bir rakam değil. Ama beklentilerde olumluluk var. En kestirme olarak şunu söyleyebilirim ki, Türkiye bu krizi çok daha az hasarla atlatabilirdi. Bankacılık ve finans kesiminin bu kadar sağlam durduğu bir ekonomide Türkiye bu krizden çok daha güçlenerek çıkabilirdi. Ama maalesef böyle olmadı. Küçülme de bunu gösteriyor.?

SENDİKALAR KRİZİN ACI YÖNÜNÜ ANLATIYOR.

Başta işsizlik olmak üzere 2009 yılı verilerine bakıldığında Türkiye ekonomisinde olumsuz bir tablonun ortaya çıktığına işaret eden sendika yöneticileri, Başbakan Erdoğan?ın kriz hakkındaki ?teğet geçecek? ifadesinin gerçeği yansıtmadığı konusunda birleşiyor. Sendikacılar krizde halkın kemer sıktığını ve en çok zarar gören kesimin işçi, memur ve emekliler olduğunu belirtiyorlar. Krizin acı faturası bu kesimlere çıkarılmış durumda.

DİSK Genel Başkanı Süleyman Çelebi:

Notun yükselmesi ?teğet?i doğrulamaz

?Türkiye ekonomisi 2009 yılında en az yüzde 6 oranında küçüldü. Fakat bu durum borç ödeme kapasitesini çok fazla etkilemedi.

Küçülmeye rağmen, halkın kemerleri fazla sıkıldığı için 2009?da dış ve iç borç ödemelerine kaynak ayrıldı.

Fakat yeniden yüksek faizlerle borçlandı Türkiye. 2010 bütçesinde de sosyal harcamalar, yatırımlar, eğitim ve sağlık alanına ayrılan pay azaldı. Buna karşılık borç faizlerine ayrılan payda hiçbir kısıntıya gidilmedi.

Türkiye notunu Moody?s bir derece yükseltti... Notun yükselmesi, Başbakan Tayyip Erdoğan?ın ?Kriz bizi teğet geçti? iddiasını da doğrulamaz. Bu notu almanın bedelini emekçiler ödedi. Derecelendirme kuruluşlarının bir ekonomide öncelikle dikkate aldıkları nokta ekonominin borçlarını ödeyip ödemediğidir.

İşte bu nedenle Moody?s Türkiye?nin notunu bir derece yükseltti. Böylece uluslararası fon kuruluşlarına ?Türkiye?de önümüzdeki dönemde de yüksek kazanç elde edebilir ve paranızı güven içinde geri getirebilirsiniz? mesajı verdi.?

KESK Genel Başkanı Sami Evren:

Yatırım yok, işsizlik var, kriz teğet geçmedi

?Krizin en büyük etkisi yatırım ve işsizlik tarafında oldu. Yatırım olmayacaksa işsizlik sorunu çözülmeyecek demektir. 2010 bütçesi de istihdamsız büyümeyi hedef almıştır. Yoksulluk artıyorsa, asgari ücret vergi dışı bırakılmamışsa, bütçede açıklar devam ediyorsa, halkın cebine el atılmışsa burada halkın ekonomiyi değerlendirme notu çok düşmüştür. Kriz halkı teğet geçmedi.

Notun artırılması sermaye hareketleri açısından güven ilişkileri çerçevesinde değerlendirilebilir. Çünkü hükümetin mali disiplin konusundan taviz vermemesi, sermaye çevrelerine güven vermektedir. Ama bu, Türkiye halkına güven vermiyor. Çünkü bu politika halka gelir dağılımı adaletsizliğinin büyümesi, ürün zamları, düşük asgari ücret olarak dönüyor. Notun yükselmesi Türkiye?de ekonominin iyiye gittiği, yatırımların artacağı anlamına da gelmiyor. ?

Kamu-Sen Genel Başkanı Bircan Akyıldız:

Kriz memuru teğet geçmedi, hırpaladı

?Kriz yılında Türkiye?deki finans kuruluşları kârını yüzde 40 artırdı. Bu da Türkiye?de krizi dar ve sabit gelirlinin yaşadığını gösteriyor. Gelir dağılımındaki adaletsizlik, ürünlere gelen zamlar da kriz faturasının dar ve sabit gelirliye yüklendiğini ortaya koyuyor. Faturayı bize kestiler, şimdi bunun üzerinden rant elde ediyorlar. Notun yükseltilmesi de bunu en iyi şekilde gösteriyor. Kriz memuru kesinlikle teğet geçmedi, hırpaladı.

Hak-İş Genel Başkanı Salim Uslu:

Reel ekonomi krizden çok olumsuz etkilendi

?Reel ekonomi süreçten çok olumsuz etkilendi. Çalışanlar bakımından temel sorunlar devam ediyor. Bunlar, büyümenin hızlı olmayacağı yönündeki kaygılar, gelir dağılımındaki adaletsizlik ve işsizlik. Bu kaygılarımızı, derecelendirme kuruluşlarının notları gidermiyor. Büyümeyi hızlandıracak adımlar atılmalı, yatırımlar desteklenmeli, istihdam dostu yatırımların öncelikle teşvik edilmeli, ormancılık ve hayvancılığın desteklenmeli. Gelir dağılımında adaleti sağlamak bakımından asgari ücret, toplu sözleşme, toplu görüşme, emekli maaşları gibi enstrümanlar iyi kullanılmalı.
BANKALAR VE FİNANS KURULUŞLARI KRİZDEN KARLI ÇIKTILAR
Akbank Genel Müdürü Ziya Akkurt:

Türkiye çok büyük mesafe kaydetti

?Not artırımı kararını olması gereken bir gelişme olarak değerlendiriyoruz. Türkiye ekonomisi özellikle Lehman Brothers?ın iflasından sonra gerek özel sektör, gerekse bankaların net dış borç ödemeleri ve dolayısıyla sermaye çıkışları sonucunda ilk yarıyılda keskin bir şekilde daralma göstermiş olsa da ekonomimizin dayanıklılığı 2001 krizinden sonra önemli ölçüde artmıştır. Burada iki faktör öne çıkıyor. Bunlardan ilki Türk bankacılık sisteminin çok sağlam ve hazırlıklı bir şekilde krize yakalanmış olmasıdır. Önemli konu, her ne kadar son dönemde krizle birlikte bozulma eğilimi gösterse de Türkiye?nin 2001?den sonra uyguladığı maliye politikaları sonucunda bütçe ve kamu açıklarının Maastricth kriterlerinin altına düşmesi yine krize hazırlıklı yakalanmamızı sağlayan bir unsur olmuştur. Türkiye, krizin en şiddetli yaşandığı dönemde IMF kaynaklarını kullanmadan geçirebilmiştir. 2001 krizinde Türkiye ekonomisinin kırılganlığını gözönüne aldığımızda bu süreçte çok büyük bir mesafe kat edildiği açıktır.?

Denizbank Genel Müdürü Hakan Ateş:

Kamu, banka ve özel sektörü teğet geçti

?Diğer ülkelerle karşılaştırdığımızda Türkiye krizden az etkilenmiştir. Ancak şunu unutmamak lazım başka ülkelerde yüzde 2 - yüzde 3 küçülmeler olurken ekonomimiz geride bıraktığımız yıl yüzde 5 küçülmüştür. Gerçek ticari faaliyet çok küçüldü. İşadamlarımız ticari risk almaktan korktukları için kaplumbağa gibi elini ayağını kabuklarının içine çektiler. 2009?un ilk altı ayında frene basıldı. Ancak yine de bu kadar çabuk kasılmaya rağmen Alman ve Japonlar gibi değiliz, çabuk rahatlayabiliyoruz. Global kiriz kamu, özel sektör ve bankacılık sektörünü teğet geçti diyebiliriz. 1 - 1.5 yıl içinde Türkiye?nin yatırım derecesinin de yükselmesini bekliyoruz. O zaman Türkiye yatırım için çok güzel bir hedef ülke olur.?

Finansbank Genel Müdürü Sinan Şahinbaş:

Teğet geçti diyebiliriz

?Moody?s?in not artırımı çok olumlu bir gelişme. Reytingimizi yükseltmeyerek uzun süre bize haksızlık ettiler. Rusya 1999 yılında krize girmeden önce ülke notu bizden yüksek bir ülkeydi. Bu not artışı küresel krizin Türkiye?yi teğet geçtiğini gösterir mi... Çok teğet geçtiğine inanmıyorum. Ancak küresel krizde bizden çok daha fazla darbe almış ülkeler göre kıyaslama yapacak olursak, evet kriz Türkiye?yi teğet geçmiştir diyebiliriz. En azından tepe taklak olmadık. Aksi takdirde krizin tam göbeğinde bir ülke olurduk.?
TSKB Genel Müdürü Halil Eroğlu:

Krizde az hasar gördük

?Not artımı gerçek anlamda global krizde ülke ekonomisinin gücünü gösterir. Global krizden en az etkilenen ülke olduk. 2001 krizinde ülke olarak çok şey öğrendik. Ülke bilançomuzu düzelttik. Borç stok oranımız yüzde 100?lerden yüzde 40?lara düştü. Borçluluk oranının Gayri Safi Milli Hasıla?ya olan oranını kaldırabilecek bir durumdayız. Bu anlamda global krizin bizi teğet geçtiğini söyleyebiliriz. Krizden en az hasar gören bir ülke olduk. Ancak krizde bizi en olumsuz etkileyen alan istihdam oldu. İstihdam çok daraldı. Yeni işgücü yaratmakta başarılı olamadık.?

3 Seas Capital Partners CEO?su Şevket Başev

Yabancılar fırsat kolluyor

?2001 krizinin ardından başta kamu maliyesi ve bankacılık sistemi olmak üzere tüm finansal yapısını hızlı ve kalıcı tedbirlerle düzeltmiş olan Türkiye, global krizle kalıcı bir hasara uğramadan baş edebildi.

2009 yılında 3 Seas olarak IMAP?in 2009 Küresel Birleşme ve Devralma Sempozyumu?nu yaptık. 200?ün üzerinde yerli ve yabancı konuğun katıldığı bu sempozyumda dünyanın önde gelen şirketlerinin CEO?ları Türkiye?ye ilgilerinin devam ettiğini gösteren görüşmeler yaptılar. Ancak satınalma işlemleri krizden etkilendi. Önceki birkaç yılda 20 milyar dolara ulaşan yabancı girişi, henüz kesin rakamlar açıklanmamış olsa da tahminimize göre 6 milyar dolar seviyelerine geriledi. Ancak başlayan birçok birleşme ve satın alma görüşmesinin bu yıl hızla tamamlanmasını bekliyoruz.?

Turkish Yatırım Genel Müdürü Berra Kılıç:

İşlem hacmi yükseldi

?Kriz finans kesimini genel olarak teğet geçti. Bankacılık sektörü artan ödenemeyen kredilerine rağmen, yüksek devlet tahvili pozisyonu nedeni ile krizi kriz öncesine göre daha karlı bir şekilde geçirdi. 2009 yılında endeks aksine yüzde 97 yükselerek en çok kazandıran yatırım aracı oldu. Aracı kurumlar yükselen endeks ve artan işlem hacimleri nedeniyle kârlılıklarını arttırırken, leasing ve factoring sektörü olumsuz etkilendi. Kriz temel olarak reel sektörü ve vatandaşı etkiledi. Reel sektörün döviz cinsi borçlarının yüksek olması ve iç-dış talebin dibe vurması nedeniyle, kriz reel sektörü oldukça olumsuz etkiledi. Reel sektörle yanısıra krizin teğet geçmediği bir kategori de hane halkı oldu. İşsizlik oranları tarihin en yüksek seviyelerine ulaştı. İşsizlikteki artış nedeniyle en yüksek kredi batıkları kredi kartlarında yaşanırken, icra mahkemeleri doldu taştı.?

Standart Ünlü Genel Müdürü Atilla Köksal:

Aracıların kârı arttı

?2009?da gayri safi milli hasılamızdaki, dünya ortalamasının iki mislinden fazla olarak yaşanan küçülme Türkiye?yi ekonomisi en çok küçülen ülkeler liginde ilk ona soktu. Öte yandan yatırımcıların Türkiye tahvillerine ve CDS?lere biçtikleri fiyatlar ortadayken notunun Dubai, İzlanda, Yunanistan gibi ülkelerin çok altında olması izah edilebilir bir durum değildi.

Krizde sermaye piyasaları için olumsuz unsur halka arzların durmasıydı. Ancak bu yıl hisse senedi halka arzların yılın ikinci yarısında hızla artmasını bekliyoruz. Finansman bonosu piyasası çok uzun yıllardan sonra nihayet gelişebileceği düşük reel faiz ortamına kavuştu. Kriz döneminde dahi aracı kurumların kârı arttı.?


2010-01-11 12:36:26


YORUMLAR






   

   

İDAM CEZASI GERİ GELSİN Mİ

EVET GELSİN
HAYIR GELMESİN