İnsan eliyle üretilmiş bir mikroorganizmadır.
Parazitgiller familyasındandır.
Parazit bir türdür.
Zehirli…
Zararlı bir tür…
Dün başka bir canlıyı tüketirken, bugün başka bir canlıya sızabilir, yarın da bir başkasına musallat olacağı kuşkusuzdur; çünkü üretilme amacı budur.
İçine sızdığı canlıyı bitap düşürüp yok olma, çözülme, dağılma, mahvolma aşamasına getirene kadar zehirler durur.
Çünkü bir parazit olarak yaratılmış olmanın utancı içinde başta kendisi olmak üzere her türden, her canlıdan, özellikle de “insan”dan nefret etmek üzere programlanmıştır.
İnsan olarak yaratılmamış olmaktan duyduğu aşağılık kompleksi, onu özellikle “insan”a düşman yapmıştır; bu nedenle, “insan” gördü mü hemen içine nüfuz edip saldırır da saldırır…
Bedene sızdığında ilk olarak beyne ve kalbe, sonra da kaslara yönelir.
Alabildiğine sinsidir. Direkt olarak saldırıya geçmez, profesyonelce enjekte edildiği bedende, “Bu kalbin doğru düzgün çalışmadığına dair duyumlar var, hatta bir kalp uzmanına göründüğü ve baypas olması gerektiği yönünde belgeler mevcut; bunu tartışmalıyız!” diye bir iddia ortaya atar ve kalpten sağlıklı olduğuna dair kanıt ister. Durup dururken bu tip bir ithamla karşı karşıya kalan kalpten itiraz geldiğinde de “E, tartışalım, ne var bunda!” diye masum rolü üstlenir.. Sağlıksız olduğu iddia edilen organ bedendeki en önemli organ olduğundan diğer tüm organlar ve uzuvlar iddianın şoku içinde doğal olarak tartışmaya başladığında da, “Gördünüz mü; ateş olmayan yerden duman tütmez!” diye şirretleşir!
Fitne işe yaramış, tezgâh kurulmuştur artık.
Bu zehirli tartışmayla kaçınılmaz bir biçimde sürekli olarak meşgul olan beden, bu arada yine kaçınılmaz bir biçimde tüm hayati fonksiyonlarını ihmal eder; çözüldükçe çözülür, tükendikçe tükenir ve muhtemel her türlü mikrobik saldırı karşısında tamamen savunmasız kalır.
Bu parazitin neden olduğu hastalığın belirtileri; kuşkuculuk, güvensizlik, anlamsız korkular, depresyon, sevgisizlik, merhametsizlik, ne olacaksa olsun artıkçılık ve tüm bu semptomların neden olduğu güçsüzlük neticesinde büyük bir kaos ve ardından mahvolmuşluk hissidir.
A.B.D.’de, CIA laboratuarlarında üretildiği ve çökertilmek istenen bedenlere buradan musallat edildiği kanıtlanmıştır. Doğruluğunun tartışılması bile abes olan bu operasyon, ABD makamlarınca o denli açıkça yürütülmektedir ki, Türk bedenlere saldırıyla görevlendirilen bu parazitin bizzat CIA tarafından Washington D.C.’de uçağa bindirildiğini gösteren fotoğraflar bile mevcuttur.
Giderek evrimleşmekte olan, kurnaz bir türdür.
Parazitin doğası gereği, uygun ortamda hızla çoğalır.
“Servisobur”dur; CIA tarafından servis edilen bedeni bazen diri diri yer, bazen de öldürdükten sonra…
Gürültücüdür; düşman olarak algılatıldığı canlıyı istikrarsızlığa sürüklemek için sürekli gürültü yapar; bağırır çağırır, ağlar zırlar, gürültü patırtı içinde kesip yapıştırır, montajlar, ıslak-kuru her türlü imzayı büyük ustalıkla taklit ederken tepinir durur.
Parazitolojinin ilgi alanına girer, ama Freud’a soracak olursanız, insan olmadığından “süperego”su doğal olarak gelişemeyeceği için “ego”sunu salt “id”i oluşturur. (Bu tür malumatfuruşluğa bayılır; bu yolla “insan”laşabileceğini zanneder.)
“Ego”sunu salt “id”i oluşturduğundan; doğal olarak kincidir, saldırgandır, haindir, bencildir, sefildir, çıkarcıdır, sapıktır, zeki değil ama kurnazdır, acımasızdır, gaddardır, hayati organlara zarar vermek için hiçbir fırsatı kaçırmaz; id’inin itelemesiyle, koşullara göre ya görülmedik ölçüde korkaktır, ya da görülmedik ölçüde saldırgan…
Üretilme amacına uygun olarak çok doğaldır ki ilkesizdir; tek ilkesi ilkesizliktir, çünkü değişen şartlara uyum sağlayabilmesi için özellikle bu yapıda üretilmiştir.
Amaca ulaşmak için her yolu mübah görür. Bedene canlılık sağlayan ne kadar değer varsa hepsini kullanırken, her organa birden değil, her birine ayrı ayrı ve değişik zamanlarda saldırır; örneğin kalbe saldırırken titizlikle üretilmiş argümanlarla etkilediği beyni kullanır, beyne saldırırken kalbi ve bu böylece sürüp gider.
Bu saldırıya marz kalan beden hekim tarafından muayene edilip teşhis konulduğunda, genellikle iş işten geçmiş, artık çok geç kalınmış olur.
Protozoanlardan mı, yoksa metazoanlardan mı (tek hücreli-çok hücreli; şu malumatfuruşluk meselesi hani!) olduğu hâlâ tartışmalı olsa da, dışkıyla atılan bir tür yassı solucan olan plathelmintheslerden olması da mümkün görünmektedir. Parazitoloji, plathelminthes diye bilinen bu mikroorganizmanın köpek dışkısıyla atıldığını iddia etse de, son ampirik bulgular, söz konusu parazit türünün insan dışkısıyla da atılabileceğini pekala göstermektedir.
Barsaklardan atılmasına neden olabilecek Dormicumen Actifedid Remeronca Biteralufuc Ercefurlynly isimli antibiyotikten çok etkilendiğinden, özellikle son dönemlerde rüyalarında dahi bu ilaçla uğraşıp ertesi gün uçuklamış dudakla uyandığı birçok kez müşahade edilmiştir. (Oysa bu korkusu komik derecede yersizdir; çünkü bu antibiyotik de kendisini üreten CIA tarafından piyasaya sürülmektedir. Ülkemizde, bu antibiyotiğin A.B.D.’nin izni dışında kullanıldığına hiç şahit olunmamıştır. Bu antibiyotik kullanılacaksa buna A.B.D. karar vermektedir; çünkü patenti ona aittir.)
Son ampirik bulgular ışığında kingofprussia (bok böceği) familyasıyla akraba olduğu iddia ediliyorsa da, bu iddia, kingofprussia tarafından nefretle reddedilmekte ve kınanmaktadır.
Parazitten korunmanın yolları bugün için tam olarak tespit edilememiş olsa da, bilimsel çalışmalar sonucunda ulaşılan veriler, vicdanlı insanlarda bu hastalığın çok ender görülmekte olduğunu ortaya koymaktadır.
Bilim insanları, bu iğrenç parazitin panzehiri bulununcaya kadar, tüm insanların merhamet ve vatan sevgisi başta olmak üzere her türlü milli ve manevi değerlere sıkı sıkıya sarılmalarının şu an için en etkili çözüm olduğu yönünde görüş birliği içindedirler.
Ama bilim dünyasının ortak kanaati şaşırtıcı bir tespiti de ortaya koymaktadır: İnsan bedeninde biyokimyasal birtakım süreçler üretmekte olan korku, bu parazit için en elverişli ortamın doğmasına neden olmaktadır; cesaret ise yine aynı biyokimyasal tepkimeler sonucunda oluşturduğu özel savunma mekanizmasıyla, anılan parazitin işlevsiz kılınmasında en önemli rolü oynamaktadır.
Alt tarafı bir parazittir işte; korku duyarak bu parazit için uygun ortamı yaratmak akıllı bir insanın asla yapmaması gereken bir hatadır.
“Yiğit bir kere ölür, korkak ise bin kere” mealindeki atasözü, bu gibi durumlar için üretilmiş olsa gerektir.
Belki en kestirme çözüm, sahte bir yasemin kokusu yaysa da, bir dışkı görüldüğünde oradan hemen uzaklaşmaktır; parazit bilimcilere göre, dışkıyla taraf olmanın anlamı yoktur!
İnsanoğlu, dışkı için lağım çukuru icat eden tek türdür.
Parazitin en büyük korkusu budur; ama bilindiği gibi, korkunun da ecele faydası yoktur!..
Not 1: A benim saftirik kardeşim! Kingofprussia olmadığını biliyorum, seni tüm kalbimle tenzih ederim; ama bu parazitten ciddi biçimde etkilendiğin ve neredeyse çözülmek/dağılmak üzere olduğun da su götürmez bir gerçek. Senin ve ailenin ırzını ve namusunu korumak uğruna tüm yaşamını karda kışta dağlarda geçirmeyi göze alan o şerefli generalle alay etmek için yazdığın bir sayfalık o kısacık yazıda, birbiriyle çelişen kakafonik cümlelerinin yanısıra, 19 adet yazım hatası yapmayı nasıl becerebildin Allahaşkına?!. Türk diline bu hakimiyetini(!) ve parazitten bu denli etkilenerek Şerefli Türk Ordusu’na saldırılar düzenleyecek kadar dengesizleşmeyi kendine nasıl yakıştırabiliyorsun; merakım budur!.. Bu arada, “yasama-yürütme-yargı” diye bir üçleme duydun mu, doğrusu çok merak ediyorum! (Şu anda, bu cümlelerin bir soru cümlesi olup olmadığını, cümlelerin sonuna soru işareti konulmasının gerekip gerekmediğini düşündüğünü de biliyorum; düşün tabii, düşünmek iyidir! Yukarıdaki çalışmayı, senden söz ettiğimi anlaman için basitçe şifreledim; hadi uğraş biraz; bakalım çalışmanın satır aralarında soyadını görebilecek misin?)
“Kakafoni”ye de takma… İlahların diline hayranlık duyanların “cacophony”den gelmesi nedeniyle “kakofoni” diye yazılması isteğine de taviz verme; ne güzel Türkçeleştirmişiz işte, sen onlara bakma, “kakafoni” diye yaz.
Son bir tavsiye…
Gördüğüm kadarıyla Allah’tan korkan birisin. Bunun gereklerini yerine getir. Biraz Kuran oku ve bu doğrultuda yazılar yaz; fakir fukaranın hakkını koru, mazlumun yanında yer al, mal ve servetlerin tek bir elde toplanmasına karşı çık, şerefli insanlarla alay ederek günaha girme, “nankörlük etme, çünkü Allah nankörlük edenleri sevmez!” (hadi, bu ayeti Kuran’da bul mesela), merhamet ve paylaşmanın en yüce İslami değerler olduğunu anlat, falan…
Bırak CIA tetikçiliğini profesyonel ahlâksızlar yapsın; senin gibi Allah’tan korkan bir adamın bu güruhun içinde ne işi olabilir?!.
Özeleştiri yap… (Hadi bu ayeti de Kuran’da bul. Küçük bir ipucu: “Kendini kınayan benlik” sana bir şey ifade ediyor mu?)
Bu mazlum ülkenin, senin gibi Allah’tan korkan insanlara ihtiyacı var; bunu unutma!..
Senin gibi Müslüman bir adam, muktedirlere bel büküp gerdan kıvırır mı ciğerim!..
Not 2: Darbeden samimi biçimde kaygı duyan tüm kesimlerden dostlarımı içten duygularımla tenzih ederim. Bu çalışma, toplasanız bir lağım çukurunu dahi doldurmayacak kimi CIA sevdalıları için yapılmıştır. Bunların CIA’ya hangi nedenle “sevdalanmış” olabilecekleri sevgili dostlarımın takdirine bırakılmıştır. (“CIA”yı aynen yazıldığı gibi “cıa” olarak telaffuz etmeyi seviyorum; “cıyak cıyak bağrışmayı” çağrıştırıyor bana; yukarıdaki cümlede bu nedenle “CIA’ya” diye yazdım.)

Prof. Dr. Ali Osman ÖZCAN
Mehmet KOCA
Bülent KİRAN
Hilmi Tutar
Elda Ela
Murat AYDIN
Kenan SEVİNDİK
Ahmet Hamdi ÖZSARAÇ
Mehmet BALLI
Ali CEYLAN
Aynur AYAZ
Seyda Elif GÜVEN
Celal TOPRAK
Rafael SADİ
Nimet USTA
Urcun CANEL
Shrulik
Perihan ÇAKIROĞLU
Erdoğan SÜZER
Melahat ÜRKMEZ
Gülay GÖKÇEK
Siminya
Ahmet OKUMUŞ
Yeşim TURAN
Halise İLK
Av.Uysal Uğurlu
Çiğdem GÜZELHAN
Alptekin CEVHERLİ
Nilüfer AKDOĞAN
Ozgun ERSİN
Mustafa TIĞLI
Kesinlikle katılıyorum. Bunlar son derece kurnazca -ve belki de zekice- düşünülmüş ve uygulanmış olaylar. Adamlar Türk milletini gerçekten iyi tanıyor ve kullanıyorlar… Ama mutlaka bu uykudan uyanılacaktır.
Tarihte ülke zayıf düştüğü her fırsatta içimizdeki azınlıkları kışkırttılar.Bir kısmı kendisini kullandırtmayı kesinlikle reddederken , bir kısı ise buna zaten baştan gönüllüydü.Her fırsatta bu gönüllü tayfa bizi sırtımızdan bıçakladı.Buna zaten alışık bir toplumuz.Ama Cumhuriyetin hiç bir döneminde , bugün olduğu gibi , bıçağı kendi milletine doğrultan , vatanı böylesine satan , Allahın belası üç kuruşluk menfaat sağlamak uğruna milletini satan şerefsiz bir kitle olmadı.Osmanlı da oldu , o da son zamanlarında.İşte Osmanlı’nın sonunu hazırlayan sebeplerden birisi de buydu zaten.Ama hiç ümitlenmesinler , bu millet onları bağırsaklarından atmayı başaracaktır.
Başka bir konu : İşine geldiği zaman herşeyi duyan , konuşulmayanları şeyleri bile duyma yeteneği olan birisi nasıl olur da üç gün önce avaz avaz kendisini peygambere benzeten densizin dediklerini duymaz ? Yoksa işine mi gelir saf’a yatıp cahil kesimin “Acaba bu adam gerçekten peygamber mi ? ” demeleri. Varsayalım ki bilmiyordu , hiç araştırmadan soruşturmadan adamı beş dakikada satmasına ne demeli ? Böyle tezek gibi adamı kullanıp atarlar işte işlerine gelmedi mi.Nasıl da utanmadan insanları salak yerine koyuyorlar ?
Başka bir konu : Kim olursa olsun , bir başkasının karısına, ailesine onur kırıcı sözler söyleyemez. Ama Osman Durmuş zaten Erdoğan’ın karısına onur kırıcı birşey söylemedi. Ayrıca karısını bu tartışmaların ortasına kolundan getirip oturtan da erdoğan’ın kendisidir. Vermeseydin o zaman karını örnek olarak.Tabii ki cevabını,karşılığını alacaksın.Yine politik davranıyorsun.Hala karını politikaya alet edip puan toplamaya çalışmaya devam ediyorsun.Yazıktır , ayıptır.
Acaba bu parazitler birilerinin barsaklarında yaşadıklarının farkındalar mıdır? Yani neyin içinde yaşayıp neyle beslendiklerini biliyor ve bundan mutlu olabiliyorlarsa diyeceğim yoktur. Ama ben yine de, aç karnına da olsa, hava soluyup su içebileceğim yerde yaşamayı tercih ederdim…
Sanırım vucudunda bu parazitten bulunmayanları Silivride karantinaya alıyorlar yalnız üstadim, aman dikkat ! Sevgiler,
yazıyı kime hitap (!) ettiniz bilmiyorum ama son günlerde bu yazıdaki benim diye size sataşanlar çok olursa hiç şaşırmayın! çünkü üstüne alması gereken çok fazla parazitler var!