HABER ARŞİVİ

DEVLET BİZİ KORUMUYOR

Bu konuyu yazacağım dediğimden bu yana benzer haberlerin ardı arkası kesilmedi neredeyse. Saadet öğretmenin hikâyesini yazmayı düşünürken kaç tane Saadet?in hikâyesi ile karşılaştık son zamanlarda.

27 yaşındaki Dilek Fil, yarın akşam nişanlanacaktı. Bir süre arkadaşlık yaptığı 33 yaşındaki Mustafa Yazıcı?nın ?Seni kimseye yar etmem? tehditleri gerçek oldu ve Mustafa Yazıcı, Dilek?i öldürdü.

Samsun?da 40 yaşındaki Hanife Ertaş, şiddet gördüğü eşinden ayrı yaşamaya başladı. Ertaş, eşini dönmeye razı edemeyince öldürdü.

Adana?da 30 yaşındaki Yasin İlbaş, bir buçuk yaşındaki kızını kendisine göstermedikleri iddiasıyla tartıştığı eski kayınvalidesi Gülten Sansür?ü öldürüp, ayrıldığı eşi 20 yaşındaki Cemile Seçil Sansür?ü yaraladı.

24 yaşındaki anaokulu öğretmeni Saadet Ulus 42 yaşındaki Yalçın Algan tarafından İstanbul?dan Ardahan?a takip edilerek öldürüldü.

Bingöl?ün Genç ilçesinde 27 yaşındaki Aysun K. ?Kocam beni dövüyor? diyerek şikâyetçi oldu. Kasap Giyasettin K. üç ay hapse mahkûm oldu. Cezaevinden çıkınca eşinin iki kulağını ve burnunu kesti.

Gaziantep?te Cemile K. 14 yıl önce, evli olan amcasının oğlu Mehmet K.?ye berdel usulüyle ikinci eş olarak verildi.  Cemile K.?nin kardeşi, ablasını ?kötü yola düştüğü? dedikoduları nedeniyle öldürdü.

Başakşehir?de, Ebubekir Şaşik, bir yıl önce intihar eden ağabeyi Ömer Şaşik?in ölümünden sorumlu tuttuğu 24 yaşındaki yengesi Zeynep Gökmen?i sokak ortasında defalarca bıçaklayarak öldürdü.

Bu ve benzeri haberler o kadar sıklaştı ki ?ne oluyor? demeden edemiyorum. Kadına yönelik artan bu şiddet olayların nedeni ne? Daha da önemlisi devlet neden hiç bir şey yapmıyor. Devletin görevi bizi korumak değil mi? 8 Mart 2010 tarihinden bu yana basına yansıyan tam 21 kadının hikâyesi var. Bir de basına yansımayan kısmı var ki o daha bir acı. 21 kadın için ayrı ayrı yas tuttuk. 21 cinayetin ardından hep aynı cümleleri kurduk: ?Devlet bizi koruyamıyor?.

Bu kadınların hikâyesinde bir ortak nokta daha var. O da hepsi zamanında polise şikâyetlerini dile getirmiş olmaları.  Saadet öğretmenin zanlısı o kadar zaman yakalanamazken olaydan 45 dakika sonra yakaladıkları için polislere bir de ?Aferin yavrucuğum Saadet?in ölümüne göz yumdun? madalyası taktılar. Marifet mi peki şimdi bu?

Tehdit ve dayak ile göz göre göre kadınların ölüme yollanmasına ne zaman ?DUR? denilecek. Hayatta kalan tek kadını gördükleri zaman mı herkesin aklı başına gelecek. Kadın ve Aileden Sorumlu Devlet Bakanı Aliye Kavaf, "Eşcinselliğin biyolojik bir bozukluk, bir hastalık olduğuna inanıyorum" diyeceğine kadınlarımızı nasıl koruma altına alacağımız konusunda kafa yorsalar ya. Kadınlar birbirlerine destek olmak için elinden geleni yaparken kadın bakanımız bu konu da hiç sesini bile çıkarmıyor. Hiç olmazsa kendisine oy veren kadınların hatırına destek olsa ya.

Sessiz kalan kadınları sevmiyorum. Bu bir ev hanımı da olsa bir bakan da olsa sevmiyorum. Belki sizin başınıza ya da bir yakınınızın başına bu tarz olaylar gelmemiş olabilir ama bir hem cinsinizin başına gelebiliyor. Ateş düştüğü yeri yakmasın. Birileri artık bir şeyler yapsın. Devlet bizi koruyamıyor, biz birbirimizi koruyalım.


2010-03-19 15:49:33


YORUMLAR
Yılmaz Yunak
2010-03-20 11:48:17
Muhalif bir kadın yazar okumak ne güzel; ve ne yazık ki, bir o kadar da şaşırtıcı.
Hele kalemi de böylesine güçlüyse...
şeyda elif güven
2010-03-23 18:52:27
Neden bu kadar şaşırdınız ki? Aslında hep varlardı da sesimizi çıkartamıyorduk diyelim :))
metin konukçu
2010-03-24 19:53:17
devlek kimi koruyor ki elif hanım devlet korumuyor artık vatandaşını suçluya peşkeş çekiyor, şikayetçi olanı hedef haline getiriyor suçlunun insafına terkediyor zanlı zanlı olmaktan çıkıp kanunların gösterdiği hoşgörüyle canavarlaşıyor
melike
2010-03-25 08:21:23
kadın bakanlara seslenmeniz güzel doğru diyorsunuz biz birbirimi koruyalım selamlar
Yılmaz Yunak
2010-03-25 14:03:26
Sevgili Şeyda Elif Güven,
Haklısınız; aslında hep varlardı, hâlâ da varlar.
Şezlongda güneşlenmekle oyalanan ve etrafını oyalayan veya sakin koylarda yüzüyor taklidi yapanların bulunduğu bir ülkede, sizin gibi dalgalı denizlere kulaç atmaya cesaret edebilen pek yok.
Geçen hafta Suudi Arabistan'da bir hemcinsiniz kırbaç cezası aldı. Suçu neydi biliyor musunuz; bir mahkeme salonuna yanında erkek olmadan gitmişti!..
Sizin söyleminizle "kadın sustuğunda" böyle oluyor işte!..
Kadın yazar çok gerçekten, ama ya Cumhuriyet karşıtı yani bilinen ismiyle "yandaş", ya da şezlonga uzanmış lay lay lom yapıyor.
Sizin gibi biri çıktığında şaşırmamız, mutlu olmamız, gelecek için heyecanla umutlanmamaz, bu arada pek tabiidir ki şaşırmamız da bu yüzden işte.
Ülke kelimenin tam anamıyla uçurumun kıyısında, işsizlik, yoksuluk, sefalet tüm ülkeyi tutsak almış; sizin bir hemcinsiniz, çok satan gazetelerin birinde yılda 365 gün seks, cinsellik, orgazm, seks pozisyonları gibi konuları yazıyor; yılda 365 gün...
Sizi okuyunca bırakın da biraz umutlanalım, şaşıralım, heyecanla ürperelim lütfen...
Biz erkekler bu işin altından kalkamayacağız; bu belli oldu.
Ne yapacaksa sizin gibi kadınlar yapacak.
Kırbaç mı, Mustafa Kemal'in onurlu kadını mı; buna siz karar vereceksiniz... .
Sizi okurken gelecek için umutlanmaktan kendini alamıyor insan.
Bütün mesele bu...
Selamlar.
şeyda elif güven
2010-03-25 15:31:27
şikayetçi olursanız asıl suçlu siz olursunuz ne yazık ki... hatta çok da inandırıcı olurlar. öyle ki kendinizi gerçekten suçlu da hissetmeye başlayabiliyorsunuz. ahhh ahhh
şeyda elif güven
2010-03-25 15:32:22
biz birbirimizi koruruz korumaya da ah bir de büyüklerimiz bize yardım etse ya...
şeyda elif güven
2010-03-25 15:35:41
arabistan'a kadar gitmeye ne hacet medine erkeklerle konuşuyor diye öldürülmedi mi? hem de diri diri. tam bir cahilye devri örneği. güzel yorumunuz için teşekkürler...






   

   

İDAM CEZASI GERİ GELSİN Mİ

EVET GELSİN
HAYIR GELMESİN