HABER ARŞİVİ

Din Elden Gidiyor!

Eli kalem tutan vicdan sahiplerinin önemli bir bölümü uzun zamandır ?cumhuriyetin kazanımları elden gidiyor?, ?demokrasi elden gidiyor?, ?hukuk devleti elden gidiyor?, ?laiklik elden gidiyor?, ?bağımsızlık elden gidiyor?, ?üniter devlet elden gidiyor? ve benzeri kaygılarla yazıp çiziyor; milleti, aklını başına toplaması için uyarıp duruyor.

Her biri ayrı ayrı kutsal olan bu çabalar için bu vicdan sahiplerine kendi adıma müteşekkirim. Tüm bu kaygılara yürekten katılıyorum. Yapılan araştırmalarda elde edilen veriler, bu vicdan sahiplerinin kaygılarında hiç de haksız olmadıklarını ortaya koyuyor.

Bu bağlamda, Türkiye?nin bugün karşı karşıya olduğu en büyük ikinci tehlike faşizm tehlikesidir. Yasama, yürütme ve yargının tek elde toplandığı bir sisteme demokrasi denemeyeceği gibi, bu sistem için başka birtakım isimler aramak da beyhude bir çabadır; çünkü bu sistemin ismi özde faşizmdir.

Bu konuda entelektüel bir sürü kıvırtmalar/isimlendirmeler/teviler ortaya sürülebilir; ama bu, sistemin faşist bir sistem olduğu gerçeğini değiştirmez. Aynı film Almanya, İtalya, Şili, İspanya gibi ülkelerde de çevrilmiş ve filmin oluşturulmasında hep aynı senaryodan hareket edilmiştir. Aktörlerin ve görüntü yönetmeninin değişik olması, bu filmlerde senaryonun değişik versiyonlarının kullanılmış olması, özde aynı senaryodan hareket edildiği gerçeğini değiştirmemektedir. Bu konu siyaset bilimcilerinin konusudur; bu nedenle, bu kısa çalışmada daha fazla ayrıntıya girilmeyecektir.

Ülkemizin karşı karşıya olduğu en büyük tehlike, birinci tehlike, esas tehlike, dinin elden gidiyor olmasıdır.

Bu konu din bilimcilerinin konusu değil midir, sorusuna verilecek yanıt, bu tehlikenin neden en büyük tehlike olduğunu gözler önüne daha anlaşılır biçimde sermektedir: Evet, bu konu din bilimcilerin konusudur, ama sözü edilen bilimciler bizzat sorunun kaynağını oluşturmaktadırlar; bu nedenle bu konu din bilimcilere bırakılabilir olmaktan çıkmıştır. (Bildiklerini anlatmaktan çekinmeyen din bilimcileri tenzih ederim; kimden söz ettiğimi anlayan anlıyor; ama daha önemlisi, çıkarcı tercihlerinin sonucunda kaçınılmaz olarak ?şirk koşmak zorunda kalan?lar daha iyi anlıyorlar; hatta bu eylemi neden ?şirk koşmak? gibi ağır biçimde nitelendirdiğimi de?)

Makam-mevki sahibi olmak, geçimini bu yolla sağlıyor olmak, muktedirlerle o veya bu şekilde çıkar birliği içinde bulunmak, atalardan öğrenilenlerin yanlış olabileceği hususunda kaygı duymamak, İslam?ın ruhundan/özünden nasiplenilememiş olmak, bunca uğraşıya rağmen birtakım ritüelleri din sanıyor olmak gafletine düşüyor ve bu gafletten bir türlü kurtulanamıyor olmak, düzenin sağladığı lükslerden mahrum olmaktan duyulan kaygı ve benzeri nedenlerle din bilimcilerin tamamına yakını kendi bilimlerine ihanet etmektedirler; bu da, bu işin neden bu bilimcilere bırakılamayacak bir konu olduğunun en açık kanıtını oluşturmaktadır.

Bu bilimcilerden bazıları Kuran okunarak dinin öğrenilemeyeceğini iddia ederlerken, bazıları da Kuran ayetlerinin başka birtakım ayetlerle neshedildiğini (ayetin hükmünün yürürlükten kaldırıldığını/iptal edildiğini), bu nedenle bu ayetlerle amel edilemeyeceğini yazabilmektedirler. Örneğin bunlara göre zekât, Bakara Suresi?nin 219. ayetini neshetmiştir; bu nedenle bu ayetle amel edilemez; bir başka ifade ile, Bakara 219. ayet işlevsiz bir ayettir ve Kuran?da boşu boşuna durmaktadır. Tanrı, bu ayet konusunda hata yapmış, sonra hatasını düzeltmiş, ama bu hatayı Kuran?dan çıkarmayı akıl edememiştir. (Bu ayet Kuran?ın belkemiği/omurgasıdır; bunu işlevsiz hale getirdiğinizde, muktedirlerle kavga etmeniz, dolayısıyla ?birtakım riskler almanız? gerekmez. Bu ayet, ?herkes, ailesine ve bakmak zorunda olduklarına yeteri kadarına sahip olabilir; gerisi fakir fakaraya dağıtılarak tüketilmelidir? mealinde, inanılmaz bir ayettir, muhteşem bir ayettir. Bu din bilimcilere göre Allah bu muhteşem emirden pişman olmuş, hepsini vermeyin sakın, kırkta birini verin yeter, diye fikir değiştirmiştir.)

?Bu kadar sorunumuzun yanında, Türkiye?nin içinde bulunduğu bu anormal ortamda, ?din elden gidiyor?un sırası mı şimdi kardeşim!? diye sitem ettiğinizi duyar gibiyim.

Tam sırası!

Tam sırası!

Türkiye?nin bugün karşı karşıya kaldığı ve yukarıdaki paragaflarda anılan  sorunların tümünün kaynağı budur aslında; din elden gitmektedir; bu sorunlar bu nedenle doğmaktadır.

Hiçbir şey rastlantı değildir!

Din elden gidiyor olduğu için ülkemiz bu sorunlarla karşı karşıya kalmaktadır.

Bu kısa çalışmada ayrıntıya girilemeyecek olması tabii karşılanmalıdır; bu nedenle, dinin elden gidiyor olmasının doğurduğu tehlikeler aşağıda son derece özet olarak sıralanmıştır; bu konuda yapılacak içten bir araştırma, bu çalışmanın nasıl haklı nedenlere dayandığını açık biçimde ortaya koyacaktır.

Önemli olduğu için tekrar etmekte fayda vardır: Aşağıda okuyacaklarınız altı bin küsur ayetten günümüz koşulları için özel olarak süzülen öz meselelerdir; eğer olacaksa, ayrıntı talepleriniz bir başka çalışmada ortaya konulacaktır. Tespitler özel olarak ülkemiz için yapılmıştır; bu tespitlerin bir kısmının tüm Arz için geçerli olduğu tabiidir.

Bakın, din elden gidince neler oluyor:

* Muktedirler, ülke zenginliklerini kendi depolarına yığıyorlar. Kimileri Allah?ın mülkünü gasp edip depolarını tıka basa doldururken, kimileri de çoluk çocuğuna ekmek bulamamanın zilleti içinde yanıp kavruluyor. Toplumsal çalkantının ana nedeni, Allah?ın nimetlerinin birtakım muktedirlerce gasp edilmiş olmasıdır. İslâm, hiç kuşku duyalamayacak biçimde eşitliği emretmektedir, ama muktedirler din bilginlerinin de ihanetleriyle bu hayati emri hasır altı edebilmekte, kitlelerin parişanlığı pahasına zenginliklerini artırabilmektedirler. Bu hırsızlıktır! Bakın ne kadar açık biçimde tespit ediyorum: Bu hırsızlıktır! Kürt sorunundan tutun da, son örnek olan Tekel işçileri meselesine kadar tüm toplumsal meselelerin altında yatan şey, Kuran?ın kuşku duyulmayacak biçimde emrettiği eşitlik ilkesinin bozulmasıdır. Ülkemizdeki tüm nimet ve imkânlar bu ülkede yaşayanların ortak hazinesidir; bu hazinenin eşitlik kuralları dışında dağıtıma konu olması Kuran?ın inkârı, dolayısıyla dinin elden gidiyor olmasının en açık göstergesidir. ?Hep Kuran?dan söz ediyorsun, ayetleri kendi kafana göre yorumluyorsun, hadisleri özellikle göz ardı ediyorsun!? diye saldıran edepsizler, ?Bir evin gölgesi, katıksız ekmek ve Ademoğlunun avretini örten şeyden ötesi fazladır. Ademoğlunun onda hakkı yoktur? (Tırmızi; Zühd, 9/206) mealindeki söz kime aittir diye düşünmelidirler; ama tabiidir ki düşünmeyeceklerdir, çünkü edepsizlik yapmak bunlara atalarından kalan en önemli mirastır! (Talep edildiği takdirde, bu konuda yüzlerce ayet verebilirim, Allah?ın Kitabında yer alan yüzlerce ayet; bu kısa çalışmada sadece bu hadisle yetinmem, özellikle bu edepsizleri Musa ve Harun?un firavunu uyarması biçiminde uyarmak içindir. Bir umut işte; aynen Musa ve kardeşinin umduğu gibi, belki konu üzerinde düşünürler de yumuşarlar diye umuyorum.)

Bu kahrolası dinin kahrolası rabbi (evet, yanlış okumuyorsunuz; bu kahrolası dinin kahrolası rabbi), parasızlıktan en ufak rahatsızlıklarını bile tedavi ettiremeyenlerin çoğunlukta olduğu bir ülkede, kimi müminlerine vahiy göndererek (evet, yanlış okumuyorsunuz; onlara vahyederek) tedavileri için Amerika?da özel bir hastanenin adresini verebilmektedir!

Din elden gittiğinde ülkemizde yoksullar/işsizler/garibanlar artmakta, bu da toplumsal barışımızı zedelemektedir. (Evine, çoluk çocuğuna ekmek götüremeyen bir insanın neler yapabilme potansiyeline sahip olduğunu bir düşünsenize! Ebuzer, ?Sabah aç kalktığında kılıcına davranmayan adama şaşarım!? sözünü boşuna söylemedi herhalde!) Din adamlarımız, çocukları aç yattığı için gece gizli gizli ağlayan adama, gusül abdestinin nasıl alınacağının tarifini vermektedirler hâlâ!

Lütfen, Allahaşkınıza, ne olur bir düşünür müsünüz; siz hiç dağa çıkan bir muhasebeciye, ekip sulayabildiği tarlası olan bir çiftçiye, atölyesi olan bir marangoza veya hastaları olan bir diş hekimine rastladınız mı?!. Ruh hastası olanlar dışında, siz hiç evlere hırsızlığa giren bir dükkan sahibine, bir bankacıya, bir gazeteciye, bir fabrika işçisine rastladınız mı?!.

Evine, çoluk çocuğuna ekmek götürebilen adam neden böyle tuhaf bir maceraya atılsın ki?!.

Hey, size söylüyorum, size!

Bugün çocuk yaştaki genç kızlar, üniversite öğrencisi genç kızlar, anası babası borç harç içinde yüzen genç kızlar, gençlikleri nedeniyle  kredi kartı mağduru olmaktan kurtulamamış genç kızlar kötü yola düşüyorlar!

Bir kısım ahlâksızlar/zalimler depolarını hınca hınç doldursunlar diye bölüşmekten/paylaşmaktan vazgeçtiğimiz için orospu oluyorlar bu genç kızlar, orospu oluyorlar!..

Sizin bu kahpe düzeniniz yüzünden bu çocuk yaştaki kızlar orospuluğa başladılar!..

Bu kızlar namaz kılmadıkları için değil, siz güya namaz kıldığınız/namaz kılar gibi yaptığınız için orospu oluyorlar!.. (DİE verileri böyle söylüyor; vesikalı orospu sayısı %500 artmış; ne oldu da birden bire bu insanlar iffetlerini kaybettiler?!.)

Din elden gittiğinde bunlar oluyor işte!..

Şimdi bir düşünün bakalım: Din ne zaman elden gitmeye başlamıştır?

* Kuran şûrayı emretmektedir. Zamanımızda bu müesseseyi genel olarak ?cumhuriyet? diye adlandırıyoruz. Önemli kararları tek bir adamın vermesi Kuran ruhunu alaya almak, Kuran ayetlerini inkâr etmek; böylece İslam?ın yerine başka bir din koymaktır. Şûra emri reddedildiğinde din elden gidiyor demektir. (Edepsizlere bir not daha: Bu muazzam emri yalanlayan, şu ?sizi yöneten kişi sapık bile olsa?? diye uzayan sahte hadislerinizin canı cehenneme! Şûra göz ardı edildiğinde yapılması gereken şey o düzeni o veya bu biçimde yıkmaktır!)

Şimdi bir düşünün bakalım: Din ne zaman elden gitmeye başlamıştır?

* ?İslam; namaz kılmak, oruç tutmak, hacca gitmek, zekât vermek gibi pratiklerden ibarettir? denilmeye başlandığı gün, din elden gidiyor demektir. Bu çok açık olarak böyledir; çünkü Kuran?ın dehşetle yerdiği Ebu Cehiller, Ebu Lehebler, Velid bin Muğireler ve benzerleri bu pratikleri yaşamları boyunca yapmışlardır. Evet, bu zalimler namaz kılmış, oruç tutmuş, hacca gitmiş ve ister inanın ister inanmayın zekât vermiş kimselerdir. Ne var ki bu bedbahtlar insanları zengin-yoksul, güzel-çirkin, Arap-Arap olmayan, şu kabileden-bu kabileden diye ayırmışlar ve Kuran?ın ?tüm insanlar kardeştir? esprisine ihanet etmişlerdir. (Dikkat edin; ?tüm müminler? değil, ?tüm insanlar?? Allah?ın Elçisi Medine?ye göç ettiğinde, o şehre gelir gelmez yaptığı ilk konuşmada ne demişti: ?Bütün insanlar kardeş olunuz.?)

Bugün insanlar Kürt-Türk, zengin-yoksul, inanan-inanmayan, sünni-şii, başını örten-örtmeyen, demokrat-ergenekoncu, namaz kılan-kılmayan, içki içen-içmeyen diye ayırıma tabi tutulmakla kalmamakta; bu ayırımı yapanlar sınırsızca desteklenmekte, azdırılmaktadır.

Din elden gitmektedir ve ülke eşi benzeri görülmemiş bir ayırıma tabi tutularak ayrışmanın/çözülmenin eşiğine getirilmektedir.

Şimdi bir düşünün bakalım: Din ne zaman elden gitmeye başlamıştır?

Bu kısa çalışma, din adamlarına söylenecek birkaç söz dışında,   İslam?ın en önemli unsuru ile sonlandırılacaktır.

* Kuran?da birtakım günahlar sayılmakta, Allah?ın dilemesi halinde bu günahların affolunacağı bildirilmektedir. Özel olarak bildirilen şey; tek bir günahın Allah tarafından affedilmeyeceği, Allah?ın bunu affetmek istemeyeceği, dolayısıyla bu günahı hiçbir şart altında affetmeyeceğidir. Bu günah türü şirktir, eş koşmaktır. Kuran, bu günahın hiçbir şart altında affedilmeyeceğini bildirmekte; Kuran?ı tebliğ eden o büyük Ruh ise, ilerleyen zamanlarda şirkin ?riya? olarak tecelli edeceğini haber vermektedir. (Allah?ın Elçisi?nin bu tespiti Kuransaldır kuşkusuz; Maun Suresi bu uğursuz güruh için inmiş ve tarifleri orada yapılmıştır: Bu güruh namaz kılmakta ama bunu gösteriş olarak yaparken mal ve nimetlerin herkese dağıtılmasına engel olmaktadır.) Riya, şirktir!

Bu affedilmez günahı işleyenler ?miş/mış? gibi davranmakta, kitleleri aldatmakta, ülkemizin nimetlerinin herkese dağıtılmasını engelleyerek huzuru ve güveni bozmaktadırlar. Bunların bir kısmını medyadan çok iyi tanırsınız; yaşamları boyunca alınları secdeye değmemiş bu uğursuzlar emperyalizmden beslenerek Müslüman taklidi yapmakta, ramazanda oruç tutmakta, konuşmalarına ?yüce dinimiz? gibi ifadelerle başlamakta; ama bunu yaparken aynı zamanda üniter devlet yapısını tahrip etmekle kalmamakta, ülkemizdeki zengin fakir uçurumunun giderek derinleşmesinde başrolü oynamaktadırlar. Kuran?ın da özellikle belirttiği gibi, bunu, yani riyayı çok ustalıkla yapmakta, ?gerçeğin üzerini örtmekte? bir hayli mahir davranmaktadırlar. Bu konuda o denli mahirdirler ki, bunları izleyen kendi halinde Müslümanlar, hiç farkına bile varmadan İslam düşmanı haline gelebilmektedirler. Düşünebiliyor musunuz; bunları izleyen kimi iyi niyetli Müslümanlar, ?Allah isteseydi hepimizi eşit yaratamaz mıydı?!.? diye feveran edebilmektedirler. (Bir düşünün bakalım: Allah isteseydi hepimizi günde beş kez namaz kılmaya ayarlanmış robotlar olarak yaratamaz mıydı yani?!. O zaman ?özgür irade?nin ve bir anlamda yaratışa katılım olarak nitelendirilebilecek ?ibadet?in ne anlamı kalırdı?!.)

Riya, akla hayale gelebilecek en büyük günah, en büyük alçaklıktır.

Riya arttıkça din elden gitmekte, Müslümanmış gibi davrananlara aldanan kitle giderek merhametten uzaklaşmakta, bu da ülkedeki huzuru yerle bir etmektedir. (Sorunların tümünü çözebilecek olan ?Merhamet?, İslamın birinci emridir; her besmele çektiğinizde bu Tanrısal hasletten söz etmektesiniz.)

Şimdi bir düşünün bakalım: Din ne zaman elden gitmeye başlamıştır?

* Son söz din adamlarınadır: ?Mülk Allah?ındır? diye fetva veren din adamı, bu ?mülk? kavramının içine ?zulmü ortadan kaldıracak Kuranî bilgi?nin de girdiğini hatırlamalı; o veya şu nedenle bu bilgiyi kitlelerle paylaşmayarak bu mülkü gasp ettiğini ve bu yolla Allah?a şirk koştuğunu unutmamalıdır. (Evet, Allah?ın mülkünü gasp etmek, şirk koşmaktır!)

Hiç kuşkusuz birtakım istisnaları hariç, muktedirlerle birlikte hareket etmekte hiçbir beis görmeyen bu din adamları bugün Allah?a şirk koşmaktadırlar ve bunun hesabını bir gün vereceklerini unutmamalıdırlar.

Din elden gitmekte, dolayısıyla ülke uçurumun kıyısına iyice yaklaşmaktadır.

İslam bu ülkeye geri dönmelidir!

İslam bu ülkeye tez elden geri dönmelidir!

İslam bu ülkeye geri dönmeli; ne idüğü belirsiz bu kahrolası dini ve bu kahrolası dinin kahrolası rabbini topraklarımızdan kovmalı, Allah?ın merhametinin garip gureba arasında paylaştırılmasına, düzenin tekrar kurulmasına, kaosun bu mazlum ülkeden def edilmesine vesile olmalıdır. (Dini hassasiyeti yüksek olanlar bu cümlede ve yukarıdaki paragraflarda geçen ve küçük harfle başlattığım ?rab? sözcüğü için müteessir olmamalıdırlar, bu rab İslam?ın Rabbi değil; kitlelere İslam diye yutturulmaya çalışılan bu kahrolası dinin kahrolası rabbidir. Bu konuda duyarlı olanlar bu ?rab? meselesi için Tevbe Suresi?nin 31. ayetine başvurabilirler.)

İslam geri döndüğünde, diğer sorunların da bıçak gibi kesilip atıldığına herkes şahit olacaktır.

Ülkemizde dolar milyarderi sayısı 7-8?den 42?ye çıkmış; bu övünülecek bir şey midir?!. Dolar milyarderlerinin sayısı (neden dolorla ölçülüyorsa!) artması, geri kalan kitlenin daha da yoksullaşması anlamına gelmektedir; öyle ?fert başına düşen milli hasıla? gibi ahlâksızlıklarınızı suratınıza bir çarparım, neye uğradığınızı şaşırırsınız; edepsizler sizi!..

Merhamet bu ülkeye geri dönmelidir?

Başka çare yoktur!


2010-01-08 19:11:58


YORUMLAR
yaratık
2010-01-09 12:01:00
öncelikle sizi tebrik ederim. Bu ülkede haklıyı ve hakkı savunanların doğru sözü söyleyip yılanın deliğine el uzatanların tez elden kellesi giidiyor çok cesursunuz. Kuranda ki maymun adlı kitabınızı büyük keyifle okudum ve herkesinde okumasını tavsiye ediyorum. Ülke olarak büyük önder ATATÜRK'ün uyumasıyla beraber bizde uykuya daldık kim uyandırmaya çalışşsa bir türlü uyanamıyoruz. ATATÜRK'ün ölümünden sonra korkusuzca saldırıya geçti bu maymunlar kim bu ülke için halk için bişeyler yapmaya çalışsa tez elden bir azrail gönderdiler şirk koşuyolar ya önce adnan menderes sonra turgut özal rahmetli oldu ardaki ve diğerlerini sayamıyorum uzun sürer. Doğru yolu göstereni iyilik yapanı merhametli olanı vicdan sahibini ve gerçekten inananları yok ediyorlar oysa biz yeryüzünün en güzel dinine sahibiz keşke herkes gerçek bir müslüman olsa gerçekten o zaman herkes vatana millete tüm insanlığa hayırlı insan olur. Aramızda hala gerçek müslümanlar var yüreği ALLAH aşkıyla dolu olan yaradılanı yaradandan ötürü seven ve öğretici şefaflığı olan herkesten müslümanlığı yanlış yada eksik bilenlere müslümanlığı öğtermelerini rica ediyorum hatta yalvarıyorum üstelik işe meclisten başlarlarsa daha makbul olur

sevgiler saygılar
AHMET EKŞİOĞLU
2010-01-11 01:17:12
Sayın Yılmaz Yunak,

Öncelikle cesur yürekliliğinizi ve yorum aktarma uslubunuzdan dolayı sizi tebrik ediyorum. 'DİN ELDEN GİDİYOR' sizce hala gitmedi mi? Dini kendi çıkarları doğrusunda istedikleri gibi yaz-boz tahtasına çevirmediler mi? Toplum olarak sadece sıkıştığımız dönemlerde dini hatırlamadık mı? Seçimlerde dini ön plana çıkararak istediklerini almadılar mı? Dini sermaye yapmadılar mı?
Sayın Yunak , Din çoktan elden gitti ama malesef dile geiremiyoruz.. En büyük güç kaynağımız olan birlik ve beraberliğin yerini , kin , nefret, ihanet, saygısızlık , hırsızlık, yolsuzluk ... almadı mı? Yazınız okadar net ve açık ki ama malesef anlayıpta , anlamak istemeyen ve onun eteğine tutunmuş yobazlar yüzünden dinimiz bu hallere geldi . Gerçek Müslüman gibi yaşamak dileği ile yazılarınızın takipçisi olmaya devam edeceğim. Saygılarımı sunarım,
MACİDE
2010-01-11 14:00:36
ya din elden gitmeye başladı tabii. hem de çok hızlı. bu sistem milliyetçiliği mhp'ye islamı akp ye bitittirmeye niyetli herhalde.
islamlaşma yok yozlaşma ve melezleşme var
nemesis
2010-01-11 14:49:11
Sayın Yunak, öncelikle hangi din? Eğer halkın %70 açken, başında türban yada göğsünde sakalı ile jiplere yada bilmem kaç dolarlık arabalara biniliyor, millet 10 tl'ye muhtaçken muhteşem dindarlarımız 2.000 tl'lik ayakkabı giyebiliyor yada 30 yaşında 2 dil bilen çok iyi eğitim yapmış onbinlerce insan asgari ücret olsun iş olsun diye perişan olurken eğtimi yurtdışında vasfı nedir bilmeyen evlatlar holding sahibi oluyorsa ve karşımıza utanmadan müslüman diye çıkıyorlarsa bırakın bu din gitsin. Bu müslümanlık değildir.
Ya benim karnım doysun banane tepemdekilerden dersek bu da müslümanlığın bağdaştığı insanlık değildir ki malum akıl burda önemsiz gibidir. Laik Atatürkçü bir toplumduk o zaman içeriği din olan ve sadece dini istismar edip cumhuriyeti hiçe saydıkları belli olan insanların siyaset izni neden verildi. Biz türk halkına doğru müslüman sahte müslüman gerçeğini göstermek için mi? Sanmıyorum olan bize oldu! İyi de o zaman bunlara bu kadar fırsat veren bunları bu yerlerde tutan bizlerde de mi hata var? Koyun gibi yaşamaktan ne zaman vazgeçeceğizde ülkem de dinim de hak ettiği yerde olacak? Yoksa bu bir ütopya mı olacak?
Caner Altunçekiç
2010-01-11 17:33:13
Evet hepimiz aynı fikirdeyiz, bu ve bunun gibi yazıları okuyup yorumluyoruz, sonra aynı düzende yaşamaya devam edyirouz... Ama en azından biz okuyoruz, düşünüyoruz, çözüm arıyoruz.
Ama etrafımızda o kadar çok var ki " Aman abi ben böyle yazıları okuyup da zaten karışık olan kafamı daha da karıştırmıyım! Yaşıyoruz işte." düşüncesinde insan/birey/fert...
"İnsanlar hak ettikleri gibi yönetilirler" sözü aklımdan çıkmıyor. Önce şûrayı hak etmeliyiz sanırım.
Bu arada " Amaaan Tevbe/31'e de kim bakacak şimdi diyenler için aşağıda ben sunuyorum :)

"Allah'ın yanında hahamlarını ve ruhbanlarını da rabler edindiler. Meryem'in oğlu Mesih'i de öyle. Oysa kendilerine, tek olan Allah'tan başkasına ibadet/kulluk etmemeleri emredilmişti. İlah yok o tek Allah'tan başka. Onların ortak koştuklarından arınmıştır O."

Saygı ve selamlarımla...






   

   

İDAM CEZASI GERİ GELSİN Mİ

EVET GELSİN
HAYIR GELMESİN