HABER ARŞİVİ

Erdoğan ilk kez umut verdi

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, KPSS'deki kopya iddiaları üzerine birçok kişinin mağduriyetinin söz konusu olduğunu belirterek, ''Yeni bir sınav teklifleri var. Bu hasarın tespiti çok önemli. Yeni bir imtihan 2 ay demek, 2 ay çok büyük bir kayıp'' dedi.



Erdoğan, ATV'de canlı yayınlanan Başbakanla Gündem Özel programında gazetecilerin sorularını yanıtladı.


Eğitim harcamalarının savunma harcamalarının üzerine çıktığını ifade eden Erdoğan, bu yıl 30 bin öğretmen atamasının yapılmasının planlandığını ancak KPSS sorularının çalındığı iddiaları üzerine atamaların ertelendiğini söyledi.

Türkiye'de pedagojik formasyon noktasında ciddi açıklar olduğunu ve bunun önlenmesi için okul öncesi eğitim-öğretimi gerçekleştirecek öğretmen yetiştirilmesine önem verdiklerini anlatan Erdoğan, ''Öğretmen noktasında çok daha fazla sayıda atayalım diyoruz ama orada da mali disiplin noktasında önümüze arkadaşlar projeler getiriyor. Atamalarda belli bir kalite var. KPSS'den 70-80 puanın altına düşerek, alalım dersek, o zaman da nitelikli öğretmen noktasında sıkıntı yaşanıyor'' diye konuştu.

''Öğretmen noktasında kalitede ciddi sıkıntılar'' olduğu noktasında Milli Eğitim Bakanlığından yakınmalar geldiğine işaret eden Başbakan Erdoğan, şöyle konuştu:

''Biz yurt dışına lisansüstü eğitim için yılda ortalama bin öğrenci gönderelim diyoruz. Ancak yabancı dil sınavlarında hepsi dökülüyor, bu yüzden puan aşağıya indirildi. Yoksa bin öğrenci bulamayacaksınız. O zaman da mesafe almak mümkün değil. Bu öğrencilerimiz orada lisansüstü eğitimlerini yaptıktan sonra üniversitelerimizde değerlendirelim istiyoruz. Bütün mesele KPSS'deki puanlar... Yoksa sayısal olarak her yıl 30, 40, 50 bin öğretmen aldığımız yıllar oldu. Almaya da mecburuz. Her geçen gün daha iyiye gidiyoruz, zannediyorum birkaç yıl içinde bu açığı gideririz.''

PAZARTESİ GÜNÜ YÖK İLE GÖRÜŞÜLECEK

Başbakan Erdoğan, KPSS'deki kopya iddiaları üzerine imtihanı kazanmış ve atama bekleyen kişilerin mağdur olduğunu belirterek, şöyle konuştu:

''KPSS'de 350 civarındaki suiistimali yapanlar yüzünden birçok kişinin mağduriyeti, kaybı söz konusu. Kazanamayanların bu durumla ilgili yargıya intikal süreci de söz konusu olabilir. Zaten erteleme kararını vermelerinin altında yatan gerçek de bu. Yüksek Denetleme Kurulu değerlendirmeyi, çalışmasını yapıyor. Zannediyorum dün bir rapor sundular. Bizler de bu raporun neticesinde pazartesi günü YÖK ile görüşerek, nedir, ne değildir...

Yeni bir sınav teklifleri var. Bu hasarın tespiti çok önemli. Yeni bir imtihan 2 ay demek, 2 ay çok büyük bir kayıp. 30 bin öğretmen gidecekken gidemeyecek. Birinci dönemin ortasında ancak öğretmenler gitme durumunda olacak ki ailesi olan var, olmayan var. Bu çok çok sıkıntılı bir dönem olur.''

Başbakan Erdoğan, ''20 yaşına gelen bir insanın hayatı Silahlı Kuvvetlere hizmet sorunu yüzünden kayıp gidiyor. Neden bedelli askerlik olmasın? Neden halen Milli Savunma Bakanı, Genelkurmay Başkanı'nın arkasında duruyor?'' sorusu üzerine ''Bunu yeni anayasaya dahil ederiz'' yanıtını verdi. ''Yeni anayasa kabul edilirse, bunları yapacak mısınız'' diye sorulması üzerine de Erdoğan, ''inşallah'' dedi.

İSTANBUL SERMAYESİ İLE YAŞANAN DURUM

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, ''İstanbul sermayesinin, işin başından beri kendileriyle para kazanmada anlaştığını, ancak siyasette anlaşamadığını'' söyledi.

Programın başında A Milli Basketbol Takımı'nın kaptanı Hidayet Türkoğlu ve diğer oyuncularla canlı bağlantı yapıldı. Türkoğlu ve basketbolcular, Başbakan Erdoğan ile konuşarak, kazanacaklarına olan inançlarını dile getirdi.

Hidayet Türkoğlu, Cumartesi günü Sırbistan ile yapılacak maçta kazanacaklarına takım olarak inandıklarını belirterek, Başbakan Erdoğan'ı maça davet etti. Başbakan Erdoğan da takımın performansından duyduğu mutluluğu dile getirerek, ''Yarın akşam için umudumuz çok yüksek. İnanıyorum ki finale doğru emin adımlarla ilerliyoruz. Başaracağınıza inanıyorum. Hele son maçtaki performansınız bizlere bu umudu fazlasıyla veriyor. Kendinize inanın, kendinize güvenin'' dedi.

Basketbolcuları öven Erdoğan, ''Birbirlerine kaynayan bir ekip var. 12 dev adam, gerçekten dev adam olarak bu işe başından beri iyi sarıldı. Hakikaten Ankara'da performansları gayet iyiydi, burada da gayet iyi başladılar. Normal ortalama boyun altında olanlar çok iyi şut atıyorlar. Maşallah çok başarılılar. Hepsinin ayrı ayrı özellikleri var. Hepsi birbiriyle adeta başarıda yarışıyor. Bundan dolayı arkadaşlarımızla, gençlerimizle 12 dev adamımızla gurur duyuyorum, tebrik ediyorum. Sırbistan maçı ile finalin önü açılacak ve finalde de inşallah sevgili gençlerimiz bizim beklediğimiz madalyayı, birincilik madalyasını Türkiyemize kazandıracaklar. Bu heyecanı, bu inancı, bu kararlılığını gözlerinde görüyorum'' diye konuştu.

Hidayet Türkoğlu da Başbakan'a, kendilerine gösterdiği ilgi ve destekten dolayı teşekkür ederek, ''Takım olarak kendimize güveniyoruz. İyi bir atmosferimiz var, iyi bir arkadaşlığımız var. Bunu sahaya yansıtıyoruz. Cumartesi de bunun daha iyisini yansıtacağımıza inanıyorum çünkü şu an geldiğimiz nokta yıllardır hayal ettiğimiz noktaydı. Bunun daha ilerisine gidebileceğimizin farkındayız. Herkese çok teşekkür ediyorum. Herkesin bu başarıda çok payı vardır'' sözleriyle karşılık verdi.

''ENERJİ ALIYORUM''

Başbakan Erdoğan, daha sonra gündeme ilişkin soruları yanıtladı.

''Pazar günü yapılacak referandumda hangi sonucun kendisini rahatlatacağı'' sorusu üzerine Erdoğan, oran üzerinde durmadığını belirterek, ''aslolanın halk oylamasının halk tarafından kabul görmesi olduğunu'' vurguladı.

Referandum sürecindeki yoğun çalışmaları nedeniyle yorulup yorulmadığının sorulması üzerine Erdoğan, yorgunluğu hissetmediğini dile getirerek, karşısında coşku ve heyecan dolu kitleleri görünce bundan enerji aldığını ifade etti.

Türkiye'nin demokraside 8 yılda ciddi bir gelişme gösterdiğini söyleyen Erdoğan, son dönemde gündeme gelen Sümela Manastırı ile Van Akdamar Kilisesi örneklerini verdi. Erdoğan, şöyle konuştu: ''Sümela Manastırı olayı oldu. Orada da biz taban denilebilecek bazı çevrelerden olumsuz yansımalar aldık. Arkadaşlarımızla bu işin müzakeresini yaptık. Bir yerde açılması lazım. Burada bu var mı, var. Burası turizme açık mı, açık. 'Senede bir kez gelsinler böyle bir ayin yapsınlar' dedik. Aynı şey Van Akdamar Ermeni-Ortodoks Kilisesiyle de alakalı. Restorasyonu biz devletin kasasından yaptık. Burada da yine önce bazılarının olumsuz yaklaşımları vardı, o da açıldı. Şimdi yine adadaki yetimhaneyle ilgili adımımız var. Çok daha güzel şeyler olacak ama bazı çevrelerin biraz sabırlı olması lazım. Bizim de kendi içimizde bir uygulama planımız var. Ama bu uygulama planı, artık düne kadar tabu halinde gelmiş şeyleri yıkmaya yöneliktir. Bunları bilsinler. Bunları yıkarak gerek ülke içi barışa, gerekse dünya barışına bir hizmet vermek istiyoruz. Türkiye'ye yakışan budur.''

''ONLAR YÜREKLİ SANAYİCİLER''

Başbakan Erdoğan, ekonomiye ilişkin soruları da yanıtladı. ''İstanbul sermayesi sizinle çelişki içinde, problemi var. İstanbul sermayesi hükümetinizden ne talep ediyor?'' sorusuna Erdoğan, şu yanıtı verdi:

''Sıkıntımız şurada, İstanbul sermayesi nedense işin başından itibaren bizimle para kazanmada anlaştı ama siyasette anlaşamadı. Bunu da zaman zaman itiraf ettiler. 'Biz bire beş kazandık ama biz siyaseten destekleyemeyiz, bizim siyasi kanaatimiz bu.' Bizler de atacağımız bazı adımları kendileriyle bu konuları çok açık, net konuştuk. Mesela ekonomiyle ilgili olarak şu son anayasa meselesinde dedik ki 'Sizin anayasa çalışmalarınız oldu, bize ne tavsiye edersiniz?' Kendileriyle Ekonomik Sosyal Konseyi konuştuk. Kendileri 'Ekonomik Sosyal Konseyin içinde yer almak suretiyle ekonomik sürece devletle ortak olalım'... Biz de bunu çok makul gördük. Ondan sonra dedik ki 'Burada siz varsınız, bu bir parti projesi değil, ortak olarak ülkenin projesi.' Çünkü anayasa bir partinin anayasası olamaz. Yasama, yürütme, yargı erkleri arasındaki iletişimi sağlayan temel metindir. 'Bu anayasayı sizinle oluşturuyoruz, olgunlaştıracağız.' Öyleyse buna sahip çıkacaksınız. Sahip çıkmayacaksanız için geldiniz de bu katkıyı verdiniz. Verdiyseniz buna sahip çıkın.''

İstanbul sermayesinin 2001'de destek oldukları, sahip çıktıkları şekilde adım attıklarını ama atılan bu adıma sahip çıkmadıklarına dikkati çeken Erdoğan, konuşmasına şöyle devam etti:

''Onların çıkıp çıkmamasını çok da önemsemiyorum. Aslolan milletimin bu işe sahip çıkmasıdır ama İstanbul sermayesi her zaman nedense kendisini, söyledim buna da gücendiler, Anadolu sermayesinden bile kopuk görüyor. Anadolu sermayesini aralarına almadılar. Yeni yeni 'Anadolu sermayesini de aramıza katalım mı' diye bunu kendi aralarında müzakere ediyorlar. Zaman zaman bizimle de yaptıkları görüşmelerde, 'Artık biz bunu aşıyoruz, şimdi Anadolu sermayesini de alacağız.' Ama sivrilenleri... Orada da seçkinci davranıyorlar.

Fakat isteseler de istemeseler de Türkiye'de artık sermaye ciddi manada el değiştirmeye başladı. Bu bizim için çok önemli bir güven kaynağı. Türkiye'nin dört bir yanında Güneydoğu, Doğu Anadolu'da yatırımlar nedeniyle, ihracata katılım açısından baktığınızda yaptıkları ihracat üç-beş sene öncesiyle mukayese edilmeyecek derecede bir sıçrama gösteriyor. Şimdi bu belki de zaman zaman bunları ürkütüyor. Örneğin bir Konya'da, Kayseri'de, Aksaray'da artık dünyaca önemli markaların parçaları üretilir hale geldi.

Şu anda dünya ile bütünleşen bir Anadolu var. Bu da belki onları rahatsız ediyor, bilemem. Ama biz isteriz ki niçin İstanbul sermayesi Anadolu sermayesi ile iç içe olmasın. Burada yayılmayı başarabilirsek bundan kazançlı çıkan Türkiye olacaktır, Türk milleti olacaktır. Bu yayılmadan da endişe etmemek lazım.''

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, sermayeyi tek elde toplamanın hiçbir anlamı olmadığını bunun yayılmasını, daha geniş tabanlı olmasını istediklerini ifade ederek, sözlerini şöyle sürdürdü:

''Türkiye, Türk milleti bundan kazansın. O zaman zaten istihdam diye bizim de herhangi bir sıkıntımız olmayacaktır. İstihdamda süratle kazanım başlamışsa bundan Anadolu sermayesinin çok ciddi bir katkısı oldu. Onlar yürekli sanayiciler. Onlar 'Biz istihdama gerekli katkıyı vereceğiz' dediler ve süratle de yüzde 11'e iniverdik. Ben yüzde 11'in de altına ineceğimize kesinlikle inanıyorum.''

'O DEFTERİ KAPATTIK''

Mehmet Barlas'ın ''Bence zorlamamak lazım'' sözleri üzerine Başbakan, ''Gerek yok, zaten kapattık o defteri biz'' diye konuştu.

Konuya ilişkin başka bir soruyu Erdoğan, ''Burada şöyle bir hazımsızlık da olabilir. Biz bunları çok ciddi takip ediyoruz o da şu; Anadolu sermayesi hiçbir dönemde hiçbir devirde olmadığı şekilde dünyaya açılıyor. Zaman zaman ben yanımda iş adamlarını yanımda götürüyorum. Yanımda götürürken bugüne kadar mesela İstanbul sermayesi genelde bizimle beraber gelmemiştir'' diye yanıtladı.

''Davet ettiniz de mi gelmediler?'' sorusuna Erdoğan, ''Tabii tabii, hepsi davetli. Biz genel yaparız, TOBB üzerinden yaparız genelde ama genelde gelmemişlerdir. Biz de gelenlerle gidiyoruz. Ama tabii sıkıntı olduğu zaman da aramışlardır, devlet başkanıyla, hükümet başkanıyla irtibatlarında olsun, şu olsun, bu olsun. Bizim derdimiz ülkenin kazanmasıdır'' karşılığını verdi.

Anadolu sermayesinin ''kendi göbeğini keser duruma geldiğini'' söyleyen Erdoğan, ''Bunlar bizi mutlu ediyor ama bunu söylerken kalkıp da TÜSİAD'ın mensubu olan oradaki bütün ortakların veya üyelerinin onurlarıyla asla oynamak istemem. Fakat ben, Konukoğlu ile iftihar ederim. Niye? Gaziantep'ten çıkmış bir marka olmuş ama şu anda dünyada bir marka haline geldi. Vestel'e bakıyorsunuz, Manisa'da adeta bir kent oluşturmuş. Girdiğiniz zaman kayboluyorsunuz. Bunlarla biz ayrıca iftihar ediyoruz. Belki bir uslüp, yaklaşım farkı olabilir. Doğrudur ama TÜSİAD artık bazı şeylere de kendisinin alışması lazım'' dedi.

TÜSİAD'a ''muhalefet ile anlaşamadıklarını'' söyleyip Ticaret Kanunu'nun çıkarılması konusunda muhalefet ile görüşerek kendilerine yardımcı olmasını istediklerini anlatan Erdoğan, ''Gittiler, görüştüklerini söylediler. Maalesef 60-70 maddede kaldık. Niye? Dürüst davranılmıyor. TÜSİAD gibi bir kuruluş, gerekirse onların bize yardımcı olmaları gerekmez mi? Kalkıp da biz bütün yılımızı Ticaret Kanunu'na mı hasredelim'' diye sordu.

Referandum sonucunun ekonomiyi nasıl etkileyeceği sorusunu Erdoğan, ''İnşallah 'evet' çıkacak. 'Evet' çıkması halinde kesinlikle ekonomi daha da beklenen sıçramasını yapacaktır. Niye yapacaktır, çünkü biz şimdi ileri demokrasiye geçiyoruz. İleri demokrasiye geçtiğimiz için de ekonomi ileri ekonomiye geçecek. Eğer biz demokraside Allah göstermesin 'hayır' oyuyla travma yaşarsak, bu ekonomiye de olumsuz etki yapacaktır. Onun için 'evet' oyuyla o beklenen ideal sıçramayı yapacağız ve bu bizim 2023 hedeflerini de şimdiden kolaylaştıracaktır. Çünkü biz 2023'de ilk 10'a girmeyi koymuş vaziyetteyiz. Şu anda 'evet' ile istikrar, güven devam... Fakat 'hayır' olursa istikrara, güvene 'dur' demek olacak. Bu da ekonomide bir patinajı, bir sıkıntıyı getirebilir. Onun için evet'i bu noktada çok çok önemsiyoruz'' diye yanıtladı.


2010-09-10 02:14:19


YORUMLAR
demir
2010-09-10 21:01:28
Basiretsiz Bir Başbakanımız var , bunu bir kez daha gördük okuduk...
''niteliksiz öğretmen'' cümlesi ne demek oluyor Sayın Başbakan... . Başbakan olabilirsin ama bu seni insanları hor görme hakkını vermez. beden eğitimi öğretmeni matematik çözemez tarih , coğrafya çözemez bunu söyleyen kendi bakanın(!). Bu nasıl bir çelişkidir.
1.Cemaat ile ilgili kopya şüpheleri var, onunla ilgili neden yorum yapmıyor?
2. eğitim harcamaları savunma harcamalarını geçti dedi sayın başbakan, SORUYORUM 2009 BÜTÇELERİNİ AÇIKLASAN DELİKANLI BAŞBAKAN AÇIKLA YÜREĞİN VARSA...
aptal değiliz sayın başbakan, salak hiç değiliz, seni yetiştiren de bir öğretmendi, işini tam yapamamış belliki, öğretmenlerine saygıyı öğretememiş, FATİH SULTAN mehmet Öğretmenine Gösterdiği hoşgörüyü anımsıyorum herdafasında, üzülerek hem de... nerden nereye geldik...

SAYIN BAŞBAKAN, BAKANLAR... KPSS SINAVINA DAVET EDİYORUM SİZİ 80 ÜSTÜ ALAMAZSINIZ...

NITELİKSİZ SIFATINI SAYIN BAŞBAKANA İADE EDİYORUM...
Aynur
2010-09-10 12:38:10
A K P İktidara geldiğinde atama bekleyen öğretmen sayısı 70 000 şimdi ise 280 000 ümidini yitirip girmeyenleri saymıyorum. Öğretmenleri masallarla uyutsunlar bakalım.Ne diyeyim yazıklar olsun. İktidara gelmeden önceki söylevlerini de biliyoruz.
Özlem
2010-09-11 16:10:42
70-80 altı alımlara niteliksiz denmesi beni çok üzdü. Bu sınav kimsenin niteliğini ölçecek bir sınav değil zaten. Hiç kimsenin niteliği ya da niteliksizliği bir sınavla ölçülemez, karar verilemez. Burda beni üzen ikinci bir konu atama sayısının sanki artırılması isteniyor ama nitelikli öğremenler (70-80 üstü puanlılar) olmadığı için alım yapılamıyor. Gerçekte ise nitelikli fakat ataması yapılmayan bölümler var, niteliksiz fakat öğretmen olarak atanmış kişiler var.






   

   

İDAM CEZASI GERİ GELSİN Mİ

EVET GELSİN
HAYIR GELMESİN