HABER ARŞİVİ

Etik Kurul'a kimler atandı?

Yok canım dedik yazıyı okuyunca, bu kadar da değildir filan dedik, ama malesef doğru, Bülent Kıran'ın yazısından, Etik Kurul'a atamalarla ilgili bilgiler...

Etik Kurul'a kimler atandı?

Bülent KIRAN



Sağlık Bakanlığı'nın Klinik Araştırmalar Hakkında Yönetmelik'te yaptığı, 27518 sayılı ve 11 Mart 2010 Perşembe tarihli Resmi Gazete'de yayımlanan değişiklik ile ilaç ve ilaç dışı klinik araştırmaların etik danışma kurullarına "sağlık mesleği mensubu olmayan, sağlıkla ilgili bir kurum veya kuruluşta çalışmayan ve klinik araştırmalarla ilgisi bulunmayan ilahiyat fakültesi mezunu bir üye" atanmasına karar verdi.

Bu konuda daha önce yayımlanan 23 Aralık 2008 tarihli son yönetmelikteki birçok maddenin, daha önce Türk Tabipler Birliği'nin açtığı davanın sonucunda yürütmesi durdurulmuştu. Sağlık Bakanlığı, bu maddeleri değiştirmesi sırasında "eli değmişken" başka önemli bir değişiklik daha yaptı.

23 Aralık 2008'de yayımlanan ve geçtiğimiz aylarda, Danıştay 10. Dairesi tarafından bazı maddelerinin yürütmesi durdurulan Klinik Araştırmalar Hakkında Yönetmelik ile ilgili değişiklikler bu kez  27518 sayılı ve 11 Mart 2010 Perşembe tarihli Resmi Gazete'de yayımlandı. Bu değişiklikler arasında yürütmeyi durdurma kararı ile ilgisi olmamasına rağmen "araya sıkıştırılan" bir madde bulundu.


"İlaç Klinik Araştırmaları Etik Danışma Kurulu üyeleri" ile "İlaç Dışı Klinik Araştırmalar Etik Danışma Kurulu üyelerinin" nitelik ve sayısını da belirleyen 10. Madde'ye göre ilahiyat mezunu bir kişi de bu kurulların üyeleri arasına katıldı.

İlgili maddelerde, kurula katılacak olan ilahiyat fakültesi mezunu şu şekilde tarif ediliyor: "Sağlık mesleği mensubu olmayan, sağlıkla ilgili bir kurum veya kuruluşta çalışmayan ve klinik araştırmalarla ilgisi bulunmayan ilahiyat fakültesi mezunu bir üye."

Öte yandan, etik kurullarda din adamının da yer almasını "AB mevzuatına uyum" ile açıklayan Sağlık Bakanlığı yetkililerinin bu iddiasına karşın, "AB Mevzuatı'nın bu kadar ayrıntıya girmediğini ve sadece, etik kurullarda yer alabilecek kişiler konusunda, 'tıp uzmanları ve tıpla ilgisi olmayan uzmanlar' biçiminde bir ayrım yapıldığı görülmektedir.

Bu değişik, mevcut siyasi iktidarın bilim alanını din ve din kurallarına tabi kılmaya yönelik, artık saklamaya gerek dahi görmediği çabasının yeni bir adımıdır.

Yeni ilaç, aşı ve tedavi yöntemlerinin bulunmasına yönelik sağlık Araştırmalarının dini kurallara uygunluğunu denetleyecek; bilimsel araştırmaları "helal" ya da "haram" fetvası vererek kabul veya reddedecek böylesi bir mekanizma ancak ortaçağ karanlığına aittir. Çağdaş bilimden yana her insanın böylesine akıl dışı bir gericiliği reddetmesi gerekmektedir.

Bilimsel çalışmaların kamunun objektif yararları yerine ümmetin sübjektif yararları açısından değerlendirecek imamlı bu kurullar, sadece bilimsel akla kökten aykırı olmakla kalmayıp, Anayasa'nın laiklik ilkesine de aykırıdır.

Bu uygulamayla, etik kurullar, dinsel dogmalara aykırı ya da cemaat adabı açısından sakıncalı bulunan bilimsel gelişmelere onay verilmeyen yerlere dönüşecektir.

Bu gericiliğin sonu gelecekte insanların, dini inançları gereği çocuklarının ölümcül hastalıklarının tedavi edilmesine izin vermemesinin dahi bir ebeveyn hakkı olarak görülmesine yol açacaktır.

Siyasi iktidarın dini inanç ile bilimi birbirine karıştıran tutumunun bu konudaki ilk vahim örneği domuz gribi salgını sırasında pek çok insanın "aşıların içinde domuz geni var" hassasiyetiyle aşılanmayı ve çocuklarını aşılatmayı reddetmiş olmasıdır. Başbakan Erdoğan'ın da kişisel tavırlarıyla da çanak tuttuğu bu durumun, söz konusu salgının daha ciddi olması halinde neden olmuş olacağı felaket üzerinde başta bilim insanları olmak üzere herkes düşünmeli ve bu gidişata dur demek için harekete geçmelidir.

Başta Sağlık Meslek örgütleri olmak üzere herkesin bu atamaları kınaması ve ilgili değişiklik geri çekilinceye dek etik kurulların çalıştırılmaması, Başta, Türk Tabipler Birliği ve Türk Eczacıları Birliği olmak üzere, ilgili tüm kurumların söz konusu kararı protesto etmesi ve iptal edilmesine yönelik yasal sürecin başlatması çağdaş bilime olan saygının gereğidir.


2010-03-18 16:51:46


YORUMLAR
Ahmet TÜRKERİ
2010-03-19 09:24:29
Atatürk ve atalarımızın canları pahasına kurduğu bu Cumhuriyet tüm kurumları bugün AKP güdümlü emperalayist saldırıların ana hedefi haline gelmiştir.Etik Kurullarda imam görevlendirerek bilimsel araştırmaları ?helal? ya da ?haram? fetvası vererek kabul veya reddedecek böylesi bir mekanizma ancak ortaçağ karanlığına aittir. Bu uygulamal ancak AKP'ye yakışırdı.
Çağdaş bilimden yana her insanın böylesine akıl dışı bir gericiliği reddetmesi gerekmektedir.






   

   

İDAM CEZASI GERİ GELSİN Mİ

EVET GELSİN
HAYIR GELMESİN