Profesyonelce çalışan amatör kulüpler: Sultantepe ve Selamsız Spor Kulüpleri. Milyon dolarlık dev bütçelere sahip kulüplerin tadamadığı duyguyu yaşıyorlar. Çünkü içlerinde futbol tutkusu var
Amatör spor kulüpleri demek spora gerçekten tutkun insanlar demektir. Çünkü amatör kulüplerinde sporcu olmak öyle büyük kulüplerde sporcu olmaya benzemez. Ne çalışanlar para alır ne de öğrenciler para verir… Kiminin soyunma odası yoktur, kiminin idman yapacak sahası. Bir şeyler eksiktir hep. Buralara giden çocuklar gönüllerini verirler yaptıkları sporlara, emeklerini satmazlar. Beklentisiz koşarlar, düşüp kalkar hatta sakatlanırlar. Sporu herkesten daha profesyonelce yaşarken “amatör” diye adlandırılırlar. Ama kimin umurunda, spor olsun da işin ucunda.. Üsküdar’da aynı semtte, farklı iki amatör spor kulübü var; Sultantepe ve Selamsız.. Kulüpler farklı ama kaderleri aynı. Onlar bu spora tutkun amatör kulüplerin iki güzel örneği..
Yazı: Ezgi KÖKTEN
Türk insanının özellikle erkeklerin vazgeçilmez tutkusudur futbol. Kimi zaman fanatik olurlar, takımları uğruna kavga ederler; kimi zaman da dostluk örneği gösterip omuz omuza maç izlerler. Çocukluktan başlar bu tutku onlarda… İmkanı olmayanlar önce mahalle aralarında arkadaşlarıyla oynar. Daha sonra eğer mahallelerinde bir amatör kulüp varsa oraya gidip burada imkanları el verdikçe futbollarını geliştirmeye çalışırlar. Burada büyük kulüpler tarafından keşfedilmeyi de beklerler. Amatör kulüpler onların en büyük sosyalleşme yerlerinden biridir.
Eğer kulübün maddi durumu elverişliyse ve kulüp süper amatörler ligindeyse futbolculara az da olsa bir ücret verilebiliyor. Tabii genelde bu ücreti A takımı oyuncuları yani en üst kategori oyuncuları alıyor. Sadece futbol yoktur bu kulüplerde. Olanakları elveren kulüplerde basketbol, hentbol, atletizm, yüzme gibi sporlar da var. Günümüzde mahalle aralarındaki amatör spor kulüplerinin çoğu tek seçenekli: sadece futbol… Bunun nedeni ise; maddi imkansızlıklar… Kulüplerin tek gelir kaynakları başkanları. Eğer kulüp başkanı zenginse kulüp de zengindir. Kulüp başkanı zengin değilse, hatta kulübün başkanı bile yoksa kulüp fakirdir. Başa varlıklı bir başkan getirilmezse ya da mahalle halkı yardım etmezse talihleri hep aynıdır bu kulüplerin; kapanmak zorunda kalırlar. Spora, özellikle de futbola önem veren bir ülke olarak bu kulüpleri kendi kaderlerine bırakmak çok üzücü.. Sultantepe Spor Kulübü ve Selamsız Spor Kulübü bu kötü talihi paylaşan iki kulüp..
Sultantepe Spor Kulübü
Sultantepe Spor Kulübü İstanbul, Üsküdar’da bulunan küçük bir mahallenin amatör spor kulübü. Burası herkesin birbirini tanıdığı, birbirine bağlı komşuluk ilişkilerinin olduğu çok küçük bir mahalle. Spor, özellikle de futbol çok önemli onlar için. 1951 yılında spor tutkunu altı Sultantepeli arkadaş tarafından kurulan “sarı-mavi” renkli Sultantepe Spor Kulübü çok inişli çıkışlı bir tarihe sahip. Ne zorlu dönemlerden geçmiş, ne yangınlar atlatmış. Futbol oynayabilecekleri, idman yapabilecekleri bir halı sahaları olmamış başlarda. Mahallenin korusunda bulunan toprak sahada yapmışlar idmanlarını. Tabii günümüzde o toprak saha artık yok, villalarla doldu. Hep zor şartlar altında çalışmış kulüp. Bu günlerde de çalışanları ve öğrencileri çok zor bir dönemden geçiyorlar…
Kulübün futbol takımı ilk kurulduğu dönemlerde, o zamanın şartlarına göre en düşük grup olan Amatör 4.kümeden başlamış oynamaya. Bu çiçeği burnunda amatör takım, 4.kümede gösterdiği başarılar sayesinde İstanbul Amatör kümesi 1.kümeye çıkmış. Ancak kulüp kurulduktan 3 sene sonra 1954 yılında, kulüp binasında çıkan yangınla takımın ve kulüp çalışanlarının sevinci yarıda kalmış. Yanan kulüp binasını onaracak bütçeye sahip olmayan yöneticiler, binanın onarılması için kulübü dönemin Beden Terbiyesi Umum Müdürlüğü ( Gençlik ve Spor Müdürlüğü) ‘ne satmak zorunda kalıyor. Bu zor dönemde birçok yetenekli futbolcu yetişiyor burada. Konuyla ilgili kulüp çalışanları şöyle diyor: “Zor dönemler geçirdik. Ancak Türkiye’ye mal olmuş birçok futbolcu kulübümüzden yetişmiştir. Beşiktaş’ın ve Türk Milli Takımı’nın kaleciliğini yapmış Vural Ürkmez, Galatasaraylı eski futbolcu Ergun Ortakçı gibi.. ’’
Parkta idman
Kötü talih Sultantepe Spor Kulübü’nün peşini hiç bırakmamış… 90’lı yıllara gelindiğinde, dönemin Gençlik Spor İl Müdürü Erdenay Oflas’ın kararıyla kulüp çalışanları ve öğrencileri kulüp binasından kapı dışarı ediliyor. Dışarıda kalan kulüp her şeye rağmen ayakta durmaya çalışıyor. Takım oyuncuları ve kulüp çalışanları hiçbir şeye aldırış etmeden faaliyetlerini mahalle parkında sürdürüyorlar. Binalarından çıkarıldıktan sonra ellerinde kalan tek şey olan otobüsleri; soyunma odaları ve malzemelerini koyabilecekleri tek yer oluyor. Hiç pes etmiyorlar. Binalarını geri alabilmek için, valisinden kaymakamına, emniyet amirine kadar herkese gidiyorlar. Çabalarının boşa gitmediğini söyleyen bir kulüp çalışanı “Her yere başvurduk. En sonunda emniyet amirinin ricasıyla binamıza geri döndük” diyor.
Kulüpte altın dönem ve acı son..
“Bir amatör spor kulübünün maddi durumunun iyi olabilmesi için başkanının zengin olması çok önemlidir.” En azından Sultantepeliler böyle düşünüyor. Bir gün şans onların da yüzüne gülüyor ve zengin bir başkanları oluyor. Sultantepe Spor Kulübü için altın bir çağ başlıyor adeta. İlk kurulduğu dönemden bu yana tek sporları futbolken, bu dönemde birçok farklı amatör branş açılıyor; hentbol, voleybol, basketbol gibi… Akabinde başarılar da artıyor. Başarıların artmasıyla kulübe katılan öğrenci sayısı da artıyor. Bugünkü idman sayısının azlığından şikayet eden çalışanlar “ O zamanlar haftada 4 gün idman yapardık” diyerek o günleri özlediklerini belli ediyorlar. İdman dolu bu dönem çok uzun sürmüyor, zira dönemin başkanı kulübünü bırakıyor. Daha doğrusu kulübün adını kullanarak dolandırıcılık yaptığı iddiası mahallede yayılmaya başlayınca, ortalıktan kayboluyor.
Yeni başkan
Başkan kaçtıktan sonra, uzun bir süre yönetici bulunamadığını belirten kulüp çalışanları “ Zengin bir başkanımız olmuştu. O da bizi bırakınca kulübümüz beş parasız ve yöneticisiz kaldı” diyor. Kulüp uzun bir süre başkansız kaldıktan sonra mahalle sakinlerinden Hakkı Ayar gönüllü olarak bu işi yapmaya talip oluyor. Ancak başkan seçilmenin de bir usulü var. “Kulüp idarecileri, semtin içinden bu işe gönlünü vermiş insanlardan sadece 11’ini seçerek bir yönetim kurulu oluşturuyorlar. Bu kurul da başkan adayları arasında oylama yapıyor. Başkan adayları genellikle mahalle sakinlerinden oluyor” Hakkı Ayar, kendisinden başka gönüllü olmadığı için oylamaya gerek duyulmadan kulübün resmi başkanı oluyor. Sultantepe’de onu herkes, Hakkı Başkan olarak tanıyor.
Tarih tekerrür ediyor..
Tarih tekerrürden ibarettir derler.. 2011 yılına gelindiğinde, 90’lı yıllardaki olayın aynısı yaşanıyor. Gençlik Spor İl Müdürü Tamer Taşpınar kulüp yöneticilerinden kulüp binasını boşaltmalarını istiyor. Ancak kulüp yöneticileri Taşpınar’ın bu isteğini yerine getirmiyor.
Beş katlı bir binanın sadece giriş ve bodrum katına sıkıştırılan Sultantepe Spor Kulübü, buradan çıkmamak için direniyor. Ama il müdürü çok dahice (!) bir yöntemle kulübü kapı dışarı etmeyi başarıyor. Kulüp çalışanlarının binada olmadığı bir sırada, üstelik kulübün oyuncularının bütün malzemeleri içerideyken, binanın anahtarını değiştirtiyor ve bu şekilde Sultantepe Spor Kulübü bir kez daha binasız kalmış oluyor.
Kulüp sporcuları ve çalışanları binalarını geri alabilmek için her yere başvurmuşlar. Ama hiçbir yerden ses gelmemiş. 2011 yılının Ramazan ayında mahallede düzenlenen ve bütün mahalle halkının katıldığı bir iftar yemeğinde, herkesten imza toplanarak Üsküdar Belediye Başkanına gidiliyor. Fakat yine aynı sonuç: ses yok.. Bu da yetmezmiş gibi kulübün elinden toprak sahası alınıyor. Simpaş “Muhteşem” projesiyle bu toprak sahanın bulunduğu koruya “21.yüzyılın saray hayatını yaşatmak” sloganıyla sultan ve hünkar sarayları yapmaya başladı.
Şimdilerde Sultantepeliler, kulüp binasına bazen kaçak olarak, bazen bir tanıdık vasıtasıyla girip çıkıyorlar. İdmanlarını da ortak kaderi paylaştıkları Selamsız Spor Kulübü’nün sahasında yapıyorlar. İdmana çıkarken soyunma odaları olmadığı için 90’lı yıllarda olduğu gibi minibüste üstlerini değiştiriyorlar. Malzemelerini de bu minibüse koyuyorlar. Bu minibüs kulübe değil, gönüllü olarak Sultantepe Spor kulübü için çalışan bir mahalle sakinine ait.
Sultantepe Spor Kulübünün çalışanları, kulübün kapanmaması için ellerinden geleni yaptıklarını söylüyorlar ama mahalle halkından da biraz şikayetciler. Mahalleli için “Kulübün kapanmaması için elimizden geleni yapıyoruz. Ama semtten ne gelir ne de öğrenci sağlanıyor” diyorlar.
Selamsız Spor Kulübü
Üsküdar’da bulunan 22 amatör kulüpten biri de yeşil-beyaz renklere sahip Selamsız Spor Kulübü. Bu kulübün kaderi de Sultantepe ve diğer maddi imkanları olmayan amatör kulüpleriyle aynı. Belki de daha şanssızlar. Çünkü Üsküdar’da kapatılmaya en çok yaklaşmış amatör kulüp Selamsız Spor Kulübü. İsmi bile değişmiş son günlerde. Selamsız Spor Kulübü yerine Yeşil Spor’u kullanıyorlar artık. Kulüp çalışanları kulüp için “Selamsız Spor Kulübü var’la yok arası” diyor. Spor faaliyetlerinin şimdilerde durduğunu da belirtiyorlar.
Amatör Kulüpler Birliği’nden yardım
Amatör Kulüpler Birliği, Üsküdar’daki maddi durumları çok kötü, kapanmak üzere olan kulüpler için Selamsız’da bir halı saha yaptırmıştı. Şimdi de bu sahayı yıkıp daha da genişletecek ve sahanın karşısında bulunan eskimiş binayı onararak kulüpler için soyunma odaları yapacak. Kulüpler malzemelerini bu odalara rahatça koyabilecekler.
‘Gençlerimiz spora yönelsin’
Üsküdar’da toplam 22 tane amatör spor kulübü bulunuyor. Maalesef bu 22 kulüpten yalnızca 3 tanesinin maddi durumu ve kulüp imkanları iyi. Geri kalan çoğu kulüp kapanmamak için elinden geleni yapmaya çalışıyor. Kapanmamak için adeta savaş veren kulüplerden sadece ikisi Sultantepe ve Selamsız spor kulüpleri. Onların tek istediği; belediyelerden, Amatör Kulüpler Birliği’nden, hatta Türkiye Futbol Federasyonu’ndan gerekli desteği görmek ve ayakta kalabilmek.. Amaçlarının “Gençlerimizi kötü alışkanlıklara yönlendirmektense spora yönlendirmek ve onları kurtarmak” olduğunu söylüyor ve destek beliyorlar. Umarım hem belediyeler, hem Amatör Kulüpler Birliği, hem de Türkiye Futbol Federasyonu, hatta her yıl birçok transfere milyon dolarlar harcayan büyük kulüpler bile, gereken desteği geç kalınmadan sağlar ve bu tarz kulüplerde oynayan henüz keşfedilmemiş yetenekler gün yüzüne çıkar..