HABER ARŞİVİ

Minare krizini okumak

Bir Avrupa ülkesinde, haytta kendisini demokrasini beşiği, hamisi gibi gören bir ülkede yürütülen İslam karşıtı yasaklar herkesi ayağa kaldırdı. Üstelik yasaklama kararına bir de referandum kararı eklenince, ortaya daha beter bir durum çıktı.

Minare krizini okumak

Bir Avrupa ülkesinde, haytta kendisini demokrasini beşiği, hamisi gibi gören bir ülkede yürütülen İslam karşıtı yasaklar herkesi ayağa kaldırdı. Bazen ülkemde yer alan çifte standartları göredükçe çıldırmamak elde değil.

İsviçrenin MİNARE referandumuna her aklı başında insanın tekisini doğal karşılamamak mümkün değil.

Tabii ki bu tepkide  de çok dikkatli olmak gerek, İsviçre halkı mimari açıdan minareye karşı çıkmaktadır (Deniyor) Yani bu "Minare İstemezük"ün orada yaşayanların din'i ibadet gereksinimlerine  karşı  bir tutum olduğu söylenmiyor.

Çünkğ adamların yasalarında CAMİ inşasını veya mevcut camiilerin restorsayonunu engelleyen maddeler mevcut değil.

Ne diyorlar sadece MİNARE  istemezük diyorlar.

Neden diyorlar, Mimari görüntü bozulur diyorlarsa da bunun dünyada İSLAM'ın ürkütücü bir imaj yaratmış olmasından kaynaklandığını görememk elde değil.

Ne yazık ki İslam dünyada bir DİN olmanın ötesine geçmiş ve ne yazık ki SİYASİ BİR İDEOLOJİ olarak yerine almıştır.

İslam dini Dunya  genelinde terör ile özdeştirilmekte ve ürkütücü bir canavarmışcasına algılanmaktadır.

Ben yaşamımın 36 senesini Türkiyede Müslüman  dostlarım  ilebiğr arada yaşayarak geçirmiş bir Yahudi olarak  İslam dinine mensup Müslümanların canavar olmadıklarnı yakınen söyleyebilirim. Ancak son 18 senede gerek Türkiyede gerekse Dünyada bu basit gerçeği  değiştirmek ve bu günkü haline getirmek için  bana göre gerçek olmayan Müslümanların çok çaba sarfettiklerini  hakiki Müslümanların görmezden gelmelerini  hazmedemiyorum.

Gerçek Müslümanların   İslam dinini bu denli rahatsız edici gösterilmesine   yeterince tepkili olmamalarını kabullenmek kolay değil.Etrafınıza bakın be anlamaya çalışın , İSLAM  siyasi bir malzeme olarak kullanılmaktadır.

Bununla kalmayıp  siyasi bir meta  haline getirilmeye çalışılan DIN unsuru bu kez değişik akımların elinde değişik şekiller alıyor ve kitabın dışına çıkılarak adeta (Haş'a huzurdan ) Allah'a şirk koşulmaktadır.

Dönelim  MİNARE konusuna.

Biz bir taraftan İsviçre'nin bu kararını eleştirirken diğer taraftan bu DIN ve DIN'i mekan tartısmasının çok daha beterini kendi ülkemizdeki din'i azınlıklara uyguluyor ve sanki bizim yaptığımı "Mübah" İsviçrelinin yaptığı HARAMdır.

Sadece iki basit örenek vereceğim.

1- RUHBAN OKULU  açılsın mı tartısmaları halen sürüyor.

Ne olur  açılsa ?

Rumlar ve Hristyanlar hepimizi Hristyan mı edecekler?

Bizim yani Trük milletinin  kendi iradesi yok mu?

Birileri din değiştirmek isterse  devlet ne karısır?

Kısaca Ruhban Okuluna müsaade etmemek ile MİNARE  İSTEMEZÜK arasında fark var mı?

2- EDİRNE SİNAGOGU

Ekte bazı resimler takdim ediyorum.

Edirne sinagogunun  içler acısı halidir.

Bu yapı aynı zamanda tarihi eserdir.

Ancak devlet eliyle  restorasyonuna izin verilmemistir.

Herkes binbir dereden istediği suyu getirebilir. Hatta Türk Musevi Cemaatinden '' vallah billah devlet sorumlu değildir '' belgesi de getirebilir.

Ama sonuç ortadadır. Edirne sinagogu  yıkıntı halındedir.

Devlet hangi Sinagog veya Kliseye yahut Cem evine Dinayet işleri bütçesinden yardım pay'ı  ayırıp ödüyor?

Türkiye  DIN isleri konusunda  sadece Sünni Müslüman vatandaşlarının ülkesiymişçesine  davranmaya devam etmektedir.

Halen bu konuda büyük ayıplar mevcuttur.

Buğün kimse  izin alarak  yeni bir sinagog veya klise inşa edemez Türkiyede.

Deneyin bakalım alabilirmisiniz.

MINARE derken kendi ülkemizdeki durumu  unutmayalım lütfen.

BU ülke bütün vatandaşlarının ülkesidir , sadece  Sünni Müslüman vatandaşlarının değildir.

ATATÜRK ne kadar haklıydı. DIN VE DEVLET işlerini birbirinden ayırmakla.

Ama biz  galiba  birbirine karıştırma çabası içindeyiz.

Rafael Sadi/Tel-Aviv



Bir Avrupa ülkesinde, haytta kendisini demokrasini beşiği, hamisi gibi gören bir ülkede yürütülen İslam karşıtı yasaklar herkesi ayağa kaldırdı.  Üstelik yasaklama kararına bir de referandum kararı eklenince, ortaya daha beter bir durum çıktı.

Bazen ülkemde yer alan çifte standartları göredükçe çıldırmamak elde değil.

İsviçrenin Minare referandumuna her aklı başında insanın tekisini doğal karşılamamak mümkün değil.

Tabii ki bu tepkide  de çok dikkatli olmak gerek, İsviçre halkı mimari açıdan minareye karşı çıkmaktadır deniliyor. Yani bu "Minare İstemezük"ün orada yaşayanların din'i ibadet gereksinimlerine  karşı  bir tutum olduğu söylenmiyor.

Çünkü adamların yasalarında cami inşasını veya mevcut camiilerin restorsayonunu engelleyen maddeler mevcut değil.

Ne diyorlar sadece Minare İstemezük.

Neden diyorlar, Mimari görüntü bozulur diyorlarsa da bunun dünyada İslam''ın ürkütücü bir imaj yaratmış olmasından kaynaklandığını görememek elde değil.

Ne yazık ki İslam dünyada bir din olmanın ötesine geçmiş ve ne yazık ki siyasi bir ideoloji olarak yerine almıştır.

İslam dini Dünya  genelinde terör ile özdeştirilmekte ve ürkütücü bir canavarmışcasına algılanmaktadır.

Ben hayatımın 36 senesini Türkiyede Müslüman  dostlarım  ile bir arada yaşayarak geçirmiş bir Yahudi olarak  İslam dinine mensup Müslümanların canavar olmadıklarnı yakınen söyleyebilirim. Ancak son 18 senede gerek Türkiyede gerekse Dünyada bu basit gerçeği  değiştirmek ve bu günkü haline getirmek için  bana göre gerçek olmayan Müslümanların çok çaba sarfettiklerini  hakiki Müslümanların görmezden gelmelerini  hazmedemiyorum.

Gerçek Müslümanların   İslam dinini bu denli rahatsız edici gösterilmesine   yeterince tepkili olmamalarını kabullenmek kolay değil. Etrafınıza bakın ve anlamaya çalışın , İslam siyasi bir malzeme olarak kullanılmaktadır.

Bununla kalmayıp  siyasi bir meta  haline getirilmeye çalışılan DIN unsuru bu kez değişik akımların elinde değişik şekiller alıyor ve kitabın dışına çıkılarak adeta (Haş'a huzurdan ) Allah'a şirk koşulmaktadır.

Dönelim  MİNARE konusuna.

Biz bir taraftan İsviçre'nin bu kararını eleştirirken diğer taraftan bu DIN ve DIN'i mekan tartısmasının çok daha beterini kendi ülkemizdeki din'i azınlıklara uyguluyor ve sanki bizim yaptığımı "Mübah" İsviçrelinin yaptığı HARAMdır.

Sadece iki basit örenek vereceğim.

1- RUHBAN OKULU açılsın mı tartısmaları halen sürüyor.

Ne olur  açılsa ?

Rumlar ve Hristyanlar hepimizi Hristyan mı edecekler?

Bizim yani Türk milletinin  kendi iradesi yok mu?

Birileri din değiştirmek isterse  devlet ne karısır?

Kısaca Ruhban Okuluna müsaade etmemek ile Minere İstemezük arasında fark var mı?

edirne sinagog

2- EDİRNE SİNAGOGU

Ekte bazı resimler takdim ediyorum.

Edirne sinagogunun  içler acısı halidir.

Bu yapı aynı zamanda tarihi eserdir.

Ancak devlet eliyle  restorasyonuna izin verilmemistir.

Herkes binbir dereden istediği suyu getirebilir. Hatta Türk Musevi Cemaatinden '' vallah billah devlet sorumlu değildir '' belgesi de getirebilir.

Ama sonuç ortadadır. Edirne sinagogu  yıkıntı halındedir.1clip_image002

Devlet hangi Sinagog veya Kiliseye yahut Cem evine Dinayet işleri bütçesinden yardım pay'ı  ayırıp ödüyor?

Türkiye  DIN işleri konusunda  sadece Sünni Müslüman vatandaşlarının ülkesiymişçesine  davranmaya devam etmektedir.

Halen bu konuda büyük ayıplar mevcuttur.

Buğün kimse  izin alarak  yeni bir sinagog veya klise inşa edemez Türkiyede.

Deneyin bakalım alabilirmisiniz.

MINARE derken kendi ülkemizdeki durumu  unutmayalım lütfen.

BU ülke bütün vatandaşlarının ülkesidir , sadece  Sünni Müslüman vatandaşlarının değildir.sinagog2

ATATÜRK ne kadar haklıydı. DIN VE DEVLET işlerini birbirinden ayırmakla.

Ama biz  galiba  birbirine karıştırma çabası içindeyiz.


2009-12-08 11:45:08


YORUMLAR






   

   

İDAM CEZASI GERİ GELSİN Mİ

EVET GELSİN
HAYIR GELMESİN