PARA ŞIKIRTISINDAN PARA HIŞIRTISINA
Prof. Dr. Ali Osman Özcan
aozcan@skyturk.net
Kâğıt para kullanılmadan önce insanlar,
madeni paraların şıkırtı müziğini dinlerdi. Bu müziğin bağnazlarına cimri denirdi. Günümüzde artık altın paranın yerine kâğıt para geçince, şıngırtı müziği yerini kâğıt hışırtıları müziğine bırakmak zorunda kaldı.
Kâğıt hışırtıları, insanların kulaklarında çok güzel müzik olarak kabul ettirilmeye çalışılmakta ve bu hışırtı müziğini dini müzik olarak benimsemek zorunda bırakılmaktadırlar.
Altın paranın müziğini dinleme devri gerilerde kalmıştır. Eski geleneksel değerler ve atasözlerinde yaşamaya zorlanan bir para şıkırtısı ile nitelenen bir geçmişten söz edilebilir.
Kâğıt hışırtılarının çıkardığı müzik, yeni bir dünya görüşünün de belirtisidir. 150?200 seneden beri insanlık kâğıt hışırtılarının müziğini dinlemekte; kâğıt hışırtıları yüzünden nice savaşlar, nice katliamlar insanlık adına yapılmaktadır.
Bütün bu savaş ve katliamlar, terör olayları, hışırtılar arasında gözlerden kaçırılmaktadır. Kâğıt hışırtılarının egemenliği, tüm insanlığı boyunduruk altına almıştır. Altın devir kapanmış, kâğıt devri başlamıştır. Enflasyon, deflasyon, devalüasyon, moratoryum vb. kavramlar, zihinlere yerleştirilerek yeni bir zihniyet ortaya çıkmıştır.
Kâğıt paralar, altın paraya kurnazca bir eylem planı hazırlayarak keskin bir tırpan atmışlardır. Kâğıt hışırtılarıyla zihinler bir düzleştirme sürecine tabi tutularak bütün zihinler bir hizaya sokulmuştur. Bütün zihinlere ?
Hizaya gir. Aynı hizaya gel? emri verilerek adına demokrasi denen bir eşitlik masalı anlatılmıştır. Farklı olanlar, eşitlik adına yontulma işlemine tabi tutulmuşlardır. Kâğıt hışırtılarının hasedi, madeni şıkırtıları hapishanelere doldurmuştur. Ortaya çıkan belirsizlikler, gevezelikle giderilmeye çalışılmaktadır. Çünkü belirsizliğin uyarıcı gücü, insanları gevezeliğe zorlamaktadır. İnsanlık, şapka almak için ayakkabısını satan adam örnekleriyle doludur. ?
Ah! Parası olsaydı adam ölmezdi? veya ?
Parası olsaydı, böyle mi olurdu!? sözleri, paranın nasıl kutsallaştırıldığının göstergeleri olarak karşımıza çıkmaktadır. Parası olanın ölmeyeceğine dair bir inanç, zihinlere yerleştirilmeye çalışılır gibidir. Paranın gücü tanrılaştırılmaktadır.
İnce cisimler birbirine sürtünürken çıkan sese hışırtı denir. İnce kâğıtların birbirine sürtünmesi bir hışırdama ortaya çıkarır ki, bu seste biraz belirsizlik de söz konusudur. Ormanda geceleyin giderken duyulan bir hışırtı, insanı ürkütmeye, korkutmaya yeter. Yani hışırtıda bir tehdit uyarıcısı olduğunu herkes bilir. Oysa
kâğıt hışırtıları, bu tehdit uyarıcılarının sevinç duygusu uyarıcısı olması, günümüzün bir gerçekliği olarak görülebilir. Yalnız başına olan biri, bir hışırtı duyduğunda korkar. Lâkin para sayan birinin yanında özlem dolu göz ve kulakla paraları seyretmek zorunda kalır.
Metal paraların birbiri ile çarpışması, bir şakırtıya yol açar. Cüzdanın içinde şıkırdayan paralar, kişiye bir güven duygusu ve yaşama sevinci tattırır. Paraların şıkırdamasını duyan biri, kendisine para verileceğini veya yanındakinin parası olduğunu anlar. Ancak şıkır şıkır metal para sesi duyan birisi, şıkırtılara kendine göre bir anlam verir. Hatta para sesi, kadın sesi, su sesinin çıkardığı seslere kendinden geçerek tepkiler verir. Madeni şıkırtılardan kâğıt hışırtılarına geçiş insanların algılama, düşünme ve duygulanmalarında da değişmelere yol açmıştır. Günümüz insanı ?
Para! Para! Para!? diyerek hayal gücünü yürüyüşe çıkarmak zorunda bırakılmıştır. Kâğıt hışırtısı üstüne kâğıt hışırtısını duymak, insanı mutlu eden tek müzik olarak değerlendirilmektedir. Parasız insan kederle dost olmuş bir insandır. Onun ıstırabını kimse paylaşmaz. Istırap içindeki kâğıt hışırtısı duymayan kulağı kim teselli edebilir ki! Onun yüreğini kim hoş edebilir ki!
Kahvehane ve çayhane masalarında çınlayan sesler, kâğıt hışırtılarına ait öyle yorumlar yaparlar ki, şaşar kalırsınız. Kâğıt hışırtıları, yaşam bataklığının kurbağaları tarafından hiç duyulmaz. Oysa bu kurbağalar, sinek kanatlarının çıkardıkları seslere bile tepki verirken, hışırtılara karşı sağır kalmışlardır. Kâğıt şıkırtılarının çokluğu, ahlakın sellerinde de boğulmaya neden olabilir. Para sıkıntılarının yolu çok uzun ve çok karanlıktır. Bu yolu en iyi bilenler, kâğıt hışırtısı olmayan kara deliğin içinde hırpalanıp duranlardır.
Hışırtının aldatıcılığı, hışırtıyı duyanla saklambaç ve şaşırtma oyunları oynamayı da çok sever. Muzip taşkınlıklarla kurbanını çileden çıkararak öldürür. Hışırtıların saçmalık davullarını, günümüz insanı her yerde dinlemek zorundadır. İnsanlık, hışırtıları çok çıkaran kişilerin peşindedir. Kimse şıkırtıya kulak asmamaktadır. Hışırtının imha edici güçleri, insanlığı ihya edici güçleri boğulmaya zorlamaktadır. Çağımız böyle bir çağdır. İnsanlar, artık
şıkırtılara değil,
hışırtılara önem vermektedir.