Patrondan mektup var
Patrondan mektup var
Sayın Mehmet Koca; Lütfen bundan sonra makalenizde ve yazılarınızda, Sayın Başbakanımız Recep Tayyip Erdoğan, yakın çevresi, sayın bakanlarımız ve devlet büyüklerimiz ve onların yakın çevresi hakkında üslubunuza dikkat edin.
Sayın Başbakanımızın konuşmalarında sık sık vurğuladığı "Gözleri var görmezler, kulakları var işitmezler" sözüne önem veriniz. Sayın büyüğümüz, küresel bazda düşünmekte, ülkemizin al-i menfaatleri için icabında beş-on gazetecinin işinden edilebileceği uyarısında bulunmaktadır. Son dönemde ülkemizde el değiştiren medya kuruluşlarını göz önüne aldığımızda bu uyarının ne kadar da ciddi olduğunu farketmenizi tavsiye ediyorum.
Sayın Koca; Yazılarınızda devletimizin yüksek menfaatlerini ön planda tutun. İşsizlik, yolsuzluk, açlık sınırı, kurumlar arasındaki çatışma gibi konulara fazla girmeyin. Sayın Başbakanımız'ın sözlü uyarıları doğrultusunda size son ilk ve son kez ikaz ediyorum. Başarılar dilerim...
Böyle diyor bizim patron. Sayın Başbakanımız gibi "Kusura bakma arkadaş maaşını ben veriyorum, o halde bunları yazma" diyor...
Emrin olur abi, patron sensin.
Aynı yazı üst komşum Prof.Dr. Ali Osman Özcan ve bir alt komşum Yılmaz Yunak Beyefendilere de gitmiş. Biraz önce Ali Osman Hocam aradı.
-Yahu mehmetçiğim bu patron kafayı sıyırmış, nedir hükümetle alası-veresi filan var mı? Diye sordu.
-Vallahi hocam ben de pek anlamadım dedim. Ama asıl sıkıntı Yılmaz beyde. Onun dili malum, eli de kaya gibi. Durum vahim dedim.
Bizde durum böyle, diğer medya tovırslarda durum nedir Allah bilir.
Tabi sayın başbakanımızın konuşmasını ben de dinledim.
Adam haklı.
O kadar tünel, toplu konut duble yollar filan yapıldı, kul hakkı için tek satır girmedi çoğu gazete.
Neyse ki imdada TOKİ reklamları filan yetişti. Kamuoyu bilgilendirildi mütemadiyen.
Sayın Başbakanımızın "yüksek demokrasi standartları" içeren konuşmasından sadece medya değil yatırımcılar da nasibini aldı. Krizi fırsata çevirmesini bilmeyen beceriksiz yatırımcılarımız dünyadak iş fırsatlarını kaçırdığı için Başbakanımız bir hayli öfkelendi.
Ben artık bu köşede güncel sorunları dönüşüm anlayışı içinde irdeleyeceğim.
Aşk meşk mevzularına dalsam o konuda baya bir uzman kişi var. Ne anlarım aşktan-meşkten.
Sağlık sektörü için en az bir eczacılık filan tahsil etmek gerekiyor. Bu yaştan sonra yaş iş
Gerçi millet bu günlerde ota sardı.
Her kanalda ottan, sebze ve nebattan oluşan karışımların mucizeleri tartışılıyor. Jet hızıyla zayıflama yöntemlerine eğilsem o işi kabine dört başı mamur hallediyor.
Spor, artık takımların bile franksiyonları oluşmuş, ben birlikten beraberlikten yanayım.
Eğitim işini Allah'a havale ettik, oradan hiç taş kaldırmayın.
Savunma mı dediniz? Yok ben almayayım, işin ucunda ergenekon var, balyoz var.
Ben en iyisi mi istifa dilekçemi yazayım.
Tuncay Değiş
2010-03-11 11:44:22
Gençken şu türküyü mırıldanırdık; "sanma faşist olandan bir gün hesap sorulmaz"
Günler ağır, günler ölüm haberleri ile geliyor.
En güzel günlerimizi yaktık kendi ellerimizle,
Söz vermiştik kendimize.
Devrimi yapacaktık!
Oysa bir su gibi akıp gitti gözyaşlarımız.
Bundan dolayı unuttuk biz bağışlamayı...
Hesap günü geldiğinde bizim de bir çift sözümüz olduğunda kimse bizden aman dilemesin.
Tıpkı bizim gibi!
Alper KOCA
2010-03-13 01:42:05
Saygı değer babacığım
Bu ülkede herkes patron herkes one minute ci... Birileri rahatsız oluyor... Mademki Rahatsız oluyorlar demek ki bu ülkenin gercek sorunlarını doğru yansıtamıyorsun... Bu ülkenin demokratik acılımları varken türban açılımları varken kım bılır yoksulu... Uzaktan davulun sesi hoş gelir tabi...
Demokratıklesme diyorlar biryandan da yök danıstay arasındaki kat sayı polemiği!!! Ne oldu benim ülkeme!!! Doğrular neden yanlış? Nedenleri sorarsak bu iş uzar gider baba en iyisim sen magazinle ugras benim ülkemin magazine sanatcıların gıttıklerı yerlere, girdiği polemiklere, giydği kıyafetlere ihtiyacı var... .
Ali Osman Özcan
2010-02-27 22:31:41
Mehmet Bey, çok önemli bir konuya değinmişsiniz. Orduda ıslahat yaptıktan sonra Osmanlı Devleti 150 sene yaşamadı. Patronların zihniyeti kar getirenlerin üzerinde yoğunlaşır. Kar getirmeyenler kapı dışarı edilir. Düşünceler patronların dediği doğrultuda olduğunda ödünç kafalarla ödünç düşünceler üretilir. Kimse düşünmek istemez. Korkaklar etrafta kol gezmeye başlar. Düşünme cesaretiyle kalem tutan eller ve düşünen kafalar kırılıp koparıldığında ortalık dümdüz olur. İstikrar adına ortalığı dümdüz edenler diktatörlüklerini maskelemeye çalışarak ahkam kesebilirler. Oligarşinin ise sıfatları değişir. Adı kalır. Dikatatörlük kendi tahtına oturu. O tahtı paylaşmak istemez. Elinize kaleminize sağlık.
Yılmaz Yunak
2010-02-27 17:58:39
Sayın Koca,
Olup biten her şey tarihin hafızasına bir mıh gibi çakılıyor. Bir gün torunlarınız "Ya dede, sen o zulüm günlerinde ne yaptın Allahaşkına?" diye sorduklarında mahcup bir ifade ile önünüze bakmak zorunda kalmayacaksınız..
Ne mutlu bu şerefi hak edenlere.
Ne mutlu Ali Osman Özcanlara...
Tarih Ali Kemalleri değil, "Ya istiklal, ya ölüm!" diyenleri kutsuyor.
Aynı soru görece uzun bir zaman sonra da sorulacak size; o zaman da hiçbir mahcubiyet duymadan, dimdik durmakla onurlandırılacaksınız.
Bunlar herkese nasip olacak şeyler midir?!.
Muhtemel istifanız, "vicdan mahkemesi" tarafından reddedilmiştir.
Son zamanların gözde sözüyle, bu da böyle biline!..