
DEPREMİN ARDINDAN
Yerin fersah fersah altında göründü suretler. Göğün tabakalarından yer altının katmanlarına yayılan bedenlerde, toz toprak bulanmış yüzlerde yaşama dair izler arandı. Bir iş makinesinin kepçesi gibi onlarca el kazıdı toprağı, betonlar kum tanesi, ufalandı parmaklarda.
Kimse yok mu?
***
Buralarda bir yerde olmalı, beşiğinde uyuyordu minicik bebek. “Bu beşik boş.” “Hayır, hayır tam oradaydı, tıngır mıngır sallamıştım ellerimle, henüz yerle gök birleşmemişti.” “Umutlanmak boşuna, yok işte.” “Durun bir dakika, bir sepet mi o? Hz. Musa’yı Nil’de taşıyan.”
Allah (c.c.), koruyucu ve esirgeyen. Söyle bakalım neler anlattı sana melekler, çekmecede saklambaç oynarken.
***
Korkma, kızmayacak ki baban. Katı yüzünün ardında pamuk şeker gibi yüreği, bilmez misin? O bakışlarını çevir benden, hıçkırıklarım düğümleniyor. Ölme lütfen, küçücüksün daha. Korkuyorum ben de senin gibi. Korkuyorum, Rabbim kızacak bana; tüm vakitlerime içi boş uğraşlar doldurdum.
Senin için belkiler varken çocuk, ben çok geç kaldım. Sen korkma sakın, Cennet köşelerde oyunlar oyna.
***
Bu tabut iki kişilik, bir sen bir de o. Eskisi gibi olacak her şey. Sen onun göğsüne yaslanıp gülücükler saçarken meleklere, o güzel sesiyle ninniler mırıldanacak sana. Karanlık ürkütmesin seni, annen daima yanında olacak.
***
Öğretmen ne demek? “Çocuklarım yetim kalacak ben gidersem” deyip terk etmemek sürgünü. Telli duvaklı gelin olamadan bembeyaz kefene bürünmek. Mecburi görev için uzaklara gidip, uzakları yakın etmek “doğulu” diye hor görülenlere.
Sonra bir not bulmak çantasında;
“Turna Hocam, meleğim;
Sevgili Hocam size bunu 6. sınıfta müzik dersindeki kursta şarkı sözü olarak yazdım. Seni çok seviyorum. Sevdiğim ve sevdikçe var oluşuna şükrettiğim mutluluk sebebimsin”
***
Van’a yağmur yağdı dün gece, televizyonda gördüm. Battaniyelerin altında, çadırların altında, enkazların altında ıslandım.