Zulümle abad olunmaz. Zulümle abad olmaya gayret edenler, akıttıkları kanda boğulurlar!
İran Anayasasının 142. ve 146. Maddeleri, "Dünya Müslümanlarını koruma yükümlülüğüé getirir" Peki İran, Suriye'de onlarca Müslüman katledilirken neden sessiz kalıyor dersiniz?
Önce Suriye'nin etnik yapısına (yaklaşık) bir bakalım: % 60 Sünni % 12 Nuseyri % 10 Kürt % 10 Hıristiyan % 10 Şia %8 de Dürzi vs.
Dini bir devlet olan İran, Seküler Suriye yöneticilerini destekliyor. Seküler Suriye de Teokratik İran'ı destekliyor. Biri birine zıt ideolojide olan iki devlet in Stratejik çıkarlarda birleştiğini görüyoruz. Çünkü tıpkı Irak'ın korktuğu gibi, İran'da korkuyor Sünnilerden. Suriye'nin dağılması demek İran'ın İsrail'e uzanan kolunun kopması demektir. Aynı şekilde Rusya, hatta Çin için bile Suriye orta doğuda ekonomik ve siyasi çıkarların korunması için bir emniyet subabıdır. Halkını katlettiği Suriye'yi dünyanın sıkıştırırken destekçi bu üç ülkenin stratejik ortak çıkarları; %12 lik Nuseyrilerin Suriye'deki dengeleri elinde tutmasından kaynaklanmaktadır. İyi bir İstihbarat örgütü, Ordunun gücünü elinde bulundurma ve azınlıkların kanaat önderleri üzerindeki hâkimiyet Esad yönetimini ayakta tutmaktadır. Lakin yaklaşık 6 ay önce başlayan ayaklanma bu gün iç savaşa dönüşmüş durumda. İstedikleri kadar Rusya ve Çin desteklesin, İran gözünü kulağını tıkayadursun Suriye de ok yaydan çıkmıştır. Katliamlarda bu güne kadar 8 binin üzerinde insan öldüğü bildirilmekte ve gittikçe de bu iç savaş şiddetlenecektir. Akan kanın durması için en samimi yaklaşan, çabalayan Türkiye'dir. Türkiye'nin yaklaşımı, dinsel, duygusal değil ilkesel ve vicdanidir. Gaza mı geliyoruz diyenler elini vicdanına koysun, savaşı kim ister! Sokaklarda tanklarla öldürülen sivil insanların hesabını hangi vicdan görmezlikten gelebilir! Türkmenini şunu bunu bir kenara bırakın, bu katliama seyircimi kalmak lazım!
Uluslar arası vicdanın daha etkin kılarak Suriye yalnızlaştırılmalıdır. Esat etkisizleştirilerek dış destekleri kesilmelidir.
Muhalifler için tarihi bir fırsattır bu değişim.
Arap Baharı aslında ABD'nin Ortadoğu Projesinin bir parçası da olsa, bu değişimler aslında Ortadoğu halkının "dip dalga"larıdır
Mağrib'taki değişim tamamlandı sıra Maşrib'tadır.
Suriye'deki değişim mutlaka tamamlanacaktır, yalnız sonu iki şıklı biteceği kesin; Ya Esad devre dışı bırakılarak devlet yıkılmadan Mısır gibi bir yumuşak geçiş yapacak, Ya da sert bir geçişle rejim yıkılacak ve Libya gibi olacak... www.mehmetballi.com